Posts tagged Çin Kültürü

İşgalci Çin ve Çin Kültürü

Bu yazımda pek çok konuya değineceğim. Bana göre değindiğim konuların tamamı bağlantılı ancak tabi size göre bu durum böyle olmayabilir. Takdirinize kalmış. Çıkarımlarım somut parçalara bağlı olmakla birlikte bütüncül perspektifte meta fiziksel olarak birbirine bağladığım iddia edilebilir. Çok fazla lafı dolandırmadan konuya başlayayım.

İlk Parça: Çin Dili

Dil ile kültürün ve toplum davranışlarının arasındaki kuvvetli bağ ile alakalı olarak tonlarca makale var. Bu konuya şimdilik detaylı girmek istemiyorum. Ancak ufak bir dipnot düşüp bunu cebimize koyacağız. Çince’de karakterler ses vurgulamak için kullanılmıyor. Bu dilin yazınsal kısmı bir tür resim yazısından türemiş durumda [1]. Bu durum Çin karakterlerini klasik alfabe anlayışından oldukça farklılaştırıyor. Konuşma dili olarak kendi içinde oldukça farklılaşsa da alfabe tüm Çin lehçeleri için ortak. Yani şöyle düşünün oldukça farklı lehçelerde konuşan iki Çinli, konuşarak anlaşamasa bile yazışarak anlaşabiliyor. Tıpkı trafik işaretleri gibi. Biz “taşıt giremez” diyoruz, İngiliz “stop” diyor ama anlaşılacak şey ortak. Çince işte böyle bir yapıya sahip. Karşımızda alfabe mantığının kalıplarından tamamen sıyrılmış bir dil yapısına sahip insanlar var. Şimdilik bu bilgiler kenarda dursun.

İkinci Parça: Homo Erectus

Bu parça temel yapı taşlarından biri. İslam medeniyeti için bir anlam taşımayabilir. Ancak Çin medeniyetinin öz motivasyonu açısından önemli bir parametre. Genel kanı, homo sapiensin Afrika’dan çıkış yaptığı ve Dünya genelinde bugünkü modern insanların atasını oluşturduğu yönünde. Ancak Çin’in hakim görüşüne göre Çinlilerin atalarını homo erectus oluşturuyor[2]. Dilden sonra evrimsel köken konusunda da ciddi bir farklılık, farklı bir anlayış görüyoruz.

Birinci ve ikinci parça sonucu: Sosyal Medya

Çinlilerin google, facebook, twitter gibi siteleri kullanmadığını ufak bir araştırma ile bulabilirsiniz. Bu duruş elbette Komünist Parti’nin etkisi diyebiliriz ancak partinin bu kadar ciddi bir duruş sergileyebilmesinin arkasında toplumun kendisini şuur altında batından farklı görmesi yatar.  (Ruslar için de benzer durumlar geçerlidir. Slav, kiril alfabesi vs)

Üçüncü Parça: GO

Go, beyaz ve siyah taşlarla oynanan kadim bir Çin oyunudur[3]. Bu oyunda amaç olabildiğince alan parsellemektir. Buna dikkat edin. En çok alanı parselleyen oyunu kazanır. İnternetten birkaç tane go oyunu seyrederseniz eğer oyunun genel mantığını ve ne anlatmaya çalıştığımı çok rahat anlarsınız. Go’da eğer bir alanı taşlarınızla büyük ölçüde çevirebilirseniz rakibin o alana girmesi oldukça güç olacaktır. Bu açıdan go ile Çin Seddi aynı mantalitenin ürünüdür. Eğer go’da taşınız dört taraftan rakip taşla çevrilirse taşınız nefessiz kalır ve rakibiniz esir eder. Esir edilen taşlar oyun sonu oyuncuların hanelerine puan alarak yazılır. Go, temel olarak ying-yang kültüne göre dizayn edilmiştir. Bunu neden anlatıyorum çünkü temel strateji hiç değişmiyor. Go, Çin Seddi ve Doğu Türkistan işgal stratejisi temelde aynı felsefeye ve aynı eylem stiline dayanıyor. Doğu Türkistan’da çocuklar ailelerinden koparılırken, ailelere Çinli erkekler gönderiliyor ve aileler bu erkekleri ağırlamak zorunda[4]. Yani rakibin taşını kendi bölgesine alırken, yine rakibin bölgesinde taşlarını çoğaltarak alan parselliyor. Sonuçta ne kadar taş esir edebileceğinin peşinde.

Dördüncü Parça: Ay

Yakın zaman içerisinde Çinliler ve ay seyahati hakkında yazıları okumuşsunuzdur[5]. Tahminime göre Çinliler yıllar önce de bu operasyonu yapabilirdi. Fakat şu an yapmaları kritik durumların yaşandığı siyasi ortamda bir mesaj niteliğinde bana kalırsa. Çin mitolojisinde Ay tanrıçası “ölümsüzlük” kavramını simgeliyor[6]. Özetle bir anlamda artık yenilmez olduklarını iddia ediyorlar.

Dört parça ve sonuç

Bu noktada yapılacak şeyler anlatması kolay uygulaması zor şeyler. Öncelikle Orhun Kitabeleri’nde de yer alan Çin ile alışveriş konusuna dikkat etmek lazım. Bugün öyle bir yapı kurulmuş durumdaki Çin’den bir şey almamak neredeyse mümkün değil. Hakim zihniyet açısından söylüyorum. Ama eğer tüketim alışkanlıklarımızı toplum olarak değiştirirsek alışverişi kesmenin çok da zor olmadığı görülecektir. Diğer bir mesele olarak Çin’İn alan parsellemesine izin vermemek gerekiyor. Şu anda Afrika’da ve İran’da çok fazla yatırımları var. Afrika’da ciddi manada maden, arazi vs. Çinli şirketler tarafından satın alınmış durumda. Çin’in uluslararası arenada yatırım yaptığı her yere gitmek ve orada alanı komple ele geçirmesine izin vermemek icap ediyor. Gerisi Allah’a kalmış. Ben naçizane görebildiklerimi yazdım. Sağlıcakla kalın.

Kaynakça:

[1] http://www.cinkultur.com/CIN_HAKKINDA/Cin_Dili_cince/

[2] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44806930

[3] https://www.gookulu.com/tarihce-i-go-1-ortaya-cikisi/

[4] https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmetseker/her-eve-bir-cinli-erkek-2044360

[5] http://www.hurriyet.com.tr/galeri-cinliler-ayin-karanlik-yuzune-indi-dunyanin-gozu-orada-41071308

[6] http://www.mythwoman.com/chinese-moon-sun-goddesses/