Posts tagged bilinçaltı

Futbolun Tanrıları: Aslan Sembolü ve Galatasaray

Bir kudsi hadiste “Önce selâm, sonra kelâm” buyruluyor. Önce sizi selamlıyorum.

Evvelki yazılarımızda, dünyanın negatif kutbunu oluşturan ve temsil eden bir takım kuşkulu, karanlık odakların, olumsuz çağrışımları haiz arketipsel sözcükler ve remizler üzerinden, tıpkı kanserli bir hücrenin metastaz faaliyetini andıran bir kıvraklık ve yayılma politikası ile kendisini sonraki nesillere sinsice aktarıp meşruiyet kazanmasından söz etmiştim. Bu keşif doğrultusunda, kısa bir izah mahiyetinde, Paganizmin Günümüze Yankıları: Bilinçaltı Tapındırma ve Güdümleme Siyaseti: Kelimeler ve Gök İlmindeki Negatif Arketipsel Kelimeler başlıklı yazıları kaleme almıştım.

Müteakip zamanda gök ilmi dahilinde adeta bir özet mahiyetinde olan içeriğin kapsamını genişletip, daha köklü bir zemin üzerinde, itikadimiz doğrultusunda çözüm odaklı bir strateji ile de destekleyerek size sunmaya niyetliyim. Nitekim bu doğrultuda çalışmalarımızı da ekip olarak sürdürüyoruz. Yine de takdir edersiniz ki, bu husus, birkaç kişi dahi olsak, hayati ve harici meşgalelerimizden artırabildiğimiz küçük zamanlarda bir çırpıda altından kalkamayacağımız kadar çok yönlü, dağınıklığı kabul etmeyen ve titiz bir uğraş ile yoğunluklu bir çalışma isteyen ve tüm bu safhanın ardından, daha duru bir zihin ile demlenmeyi gerekli kılan bir sürece ihtiyaç duyuyor. Bu esnada, bahsi geçen uhdeyi gerçeklemeye gayretli olurken, bir diğer taraftan da ana bağlamımıza sadakatle, her ne kadar maksat edindiğimiz derinliği ve inceliği karşılamasa dahi en azından okura temas ettiği takdirde, akla şüphe ve tereddüt kıvılcımlarını zerk ederek belki de dimağdan dimağa uzanıp büyüyerek hırçın değilse de idraksiz olmayan bir aksiseda hâlinde vücûda geleceğine inanç duyduğum; mücadele ve mücahede gayemizden uzak olmayan; küresel nispette, hususiyetle de toplumsal ölçekte tesirli; bir meşgale olmanın çok daha ötesinde, alaka duyanı adeta bir girdap gibi zoraki içine davet ederek hızlıca arzulu bir davaya, ateşli bir inanca dönüşebilen futbol sektörünün dahilinde boy gösterip adını da tarihe kazıyabilmekte maharet göstermiş muayyen futbol kulüpleri ile ihtiva ettikleri paganist arketiplere değinerek, bu temsiliyetin aslında hiç de masumane olmadığını adeta sesli bir şekilde düşünür gibi sizinle paylaşıp bu simgesel yerleştirmenin maksadı ile olası sonuçlarından dem vuracağız. Galiba tuhaf şekilde uzun bir cümle oldu bu.

Aslan Simgesinin Metafizik Kökleri ve Galatasaray

Araştırmam neticesinde, tarihin çeşitli safhalarında, aslan remizinin hemen her coğrafyada, birçok kavim tarafından kullanılıp benimsendiğini tespit ettim. Karşıladığı anlam yönüyle, mekân ve hükümdarların bekçisi, sözde ilahların koruyucusu yahut koruyucu bineği olarak tasvir edilen bu simgenin, paganist ikonografide oldukça önemli bir yer tuttuğunu gördüm.(1)

Oldukça kuvvetli bir anlama sahip olan bu putperest arketip, bilhassa geleceğin etkin kuşaklarını oluşturacak çocuklar başta olmak üzere toplumun tümünün bilincinin en derinlerine, gerek dolaysız ve açık yöntemlerle, gerekse de alegorik metodolojiler ile maksatlı bir şekilde yerleştirilerek işleniyor. Basitçe bir örnekle izah etmek gerekirse, yediden yetmişe hepimiz, aslanın “ormanlar kralı” olduğuna, kayıtsız şartsız bir biçimde, adeta iman etmiş vaziyetteyiz. Oysa aslan bir orman canlısı dahi değilken, masallar ve çizgi filmler başta olmak üzere, birçok kanal üzerinden bu imge egemen zihniyet tarafından itina ile şuuraltımıza yerleştirildi.

THE LION KING (1994)

1994 yılında gösterime girmiş “The Lion King” filminin afişi.

Yukarıdaki görselde bulunan ışık huzmesine dikkat ediniz. Aynı biçimi Satanist ve Lüsiferyan örgütlenmelerin armalarında, Dolar başta olmak üzere çeşitli para birimlerinde, birçok film kapağı ile ürün ambalajında ve birazdan paylaşacağım Lucifer görsellerinde görebilirsiniz.

The Lion King, 80’ sonrası neslin düşünce ve mâna dünyasında oldukça derin bir tahribata yol açmış, putperest remizlerin maksatlı olarak viral ve sübliminal yöntemler ile işlenerek bilinçaltının derinlerine zerk edildiği, oldukça ses getirip gişe rekorları kırmış Disney yapımı bir çizgi filmdi.

Disney, kurulduğu 1923 yılından günümüze dek, 300’ler (The Olympians) başta olmak üzere, Satanist ve Lüsiferyan odakların silahtarlığını üstleniyor. Bu şirket, neredeyse bir asırlık dilimde, milyarlarca insanın, özellikle de geleceğin yetişkinlerini oluşturacak sayısız çocuğun, mâna ve hayal âlemine adeta bir truva atı gibi sızarak korkunç bir ziyana yol açmaktadır. Fakat bu bahis başlı başına bir yazı konusu olup çok su kaldıracağı için, şimdilik yola birkaç ekmek kırıntısı serpiştirmekle yetinerek ana sadede geri dönüyorum.

Aslan Kral: Simba filminin bir başka kapağı

94’ yılında çocuk olanların, yetişkinlik zamanlarında, yukarıdaki görseldeki bedensel geometriye uygun bir bedensel biçimleniş ve iç çamaşırı kullanmaya yönelik tercih geliştirdiğini görüyoruz. Nitekim, Jennifer Lopez, Shakira gibi, “popo” ile özdeşleşmiş “pop ikonlarının” palazlandığı dönem de, 2000’lerin başı ve müteakip yıllara tekabül etmektedir.

Kadınların iç çamaşır tercihlerindeki tarihsel değişimi anlatan sembolik bir görsel.

Elbette ki yukarıdaki tablonun oluşmasında arz, talebin önünde yer almaktadır. Zira, egemen “deccali sistem”, sübliminal metodolojileri ile, şuuraltımızda gizli arz inşa ederek, uygun zaman çattığında ve söz konusu taklîdi bir talep iç dünyamızda ve düşüncemizde hasıl olduğunda, karşımıza, her sektörde hâkim konumda bulunan “elleri” ile bu ürünleri, kibarca dikte ederek dolaşıma sokar. Bu sırada, önceki varyantlar usulca imha edilerek unutturulur.

the lion king sex ile ilgili görsel sonucu
The Lion King filminden bir başka sübliminal sızıntı

Konumuza geri döneyim. Antik mısırda, firavunları rab edinen kavimler, hanelerinin önlerini kendilerini korumaları maksadı ile aslan motifleriyle süslüyorlardı. Bu geleneğin devamını, sıradan bir Avrupa sokağında yürürken kafanızı kaldırıp etrafınızı şöyle bir incelediğinizde görebilirsiniz. Yahut İstiklal Caddesi’nde, Karaköy’de veya Pera’da bir konsolosluğun ya da tarihi bir yapının önünde bulunduğunuz sırada pekâlâ görebilirsiniz. Öyleyse bu âdetin tarihi kökenine değinelim.

Aslanlı Yol, Anıtkabir – Ankara

Babil putperestliğinde aşk ve savaş tanrıçası olan İştar, yanında koruyucu bir aslanla tasvir edilirdi. Keza, İştar’ın Sümer mitolojisindeki özdeşi İnanna da yedi koruyucu aslan tarafından çekilen bir savaş arabasının üzerine ya da direkt olarak aslan biçiminde resmediliyordu.

İştar ve koruyucu aslanları
Buddha ve Aslan – Chang-hua, Taiwan

İştar ve İnanna’nın, Pers ve Roma paganlığının dayatılan, meşrû inancı olan Mithra Dini’ndeki karşılığı ise Anahita’ydı. Anahita’nın da yukarıda bahsini açtığım diğer sözde ilaheler gibi “ışık getiren” manası haizdi ve gerek metinsel, gerekse de görsel tüm tasvirlerinde, aslan ya da aslanlar ile resmedilmişti.(7)

Mitha Dininin sözde ilahesi Anahita (Lucifer) ve koruyucu aslanı

Bu sahte rabların, Grek mitolojisindeki karşılığı Afrodit, putperest Roma İmparatorluğu’ndaki dengi ise Venüs’tü.(17) Şu ana dek bahsi geçmiş sahte rabların her biri ise, Hıristiyan politeizmi ve Yahudi henoteizminde Lucifer’e özdeş kılınmışlardı.(8) Aslan motifinin Lusiferyan bir motif olduğuna dair iddiamızın nesebi bu verilerdir.

Keza tevhîdi geleneğin tahrif edilmesiyle beraber, Çin Budizmi’nde de aslan motifinin, bazen ilâhi bir manaya karşılık gelerek, bazen de hükümdarın kendisinin, tahtının yahut ilâhi bir kutun temsili olarak kullanılır olduğunu görüyoruz.(3)

Keza tarihin en azılı putperestlerinden olan Birinci Konstantin tarafından tertip edilen İznik Konsili ile birlikte, İbrahimi geleneğin devamı olan tevhid dini Hıristiyanlık, Mithraizm’in putperest gelenekleri doğrultusunda tahrif edilmiş ve tevhîdi mânası adeta sökülüp alınmıştı. Bu konsilin ardından Ariusçuluk (Aryanlık) yasaklanmış, ancak tek bir ilaha ve İsa’nın onun elçisi olduğuna inanan salih müminler cezalandırılıp idam edilmişler; kalabalıklar hâlinde soykırım ve mezalimlere uğramışlardı. Hakiki Kitab-ı Akdes’in yerinde ise, putperest geleneğin izlerini taşıyan sahte kitaplar bulunuyordu. Bu kitaplarda İsa Aleyhisselam, “Yahuda soyunun aslanı” olarak anılıyordu. Bu çok çirkin bir yakıştırmaydı ve anlamı da düpedüz şuydu: Rahmani din, soyunu Yahuda’ya dayandırıp kendilerini seçilmiş bir soy kabul ederek dünyanın yöneteni olma iddiasına soyunmuş zalim bir kavim olan Yahudiler tarafından ele geçirilerek maskelenmişti!

“Yahuda bir aslan yavrusudur. Oğlum benim! Avından dönüp yere çömelir, Aslan gibi, dişi bir aslan gibi yatarsın. Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?”

Yaratılış, Bab 49:9

Yahuda, Hz. Yusuf‘un kuyuya atılmasından müsebbib, büyük ağabeyiydi. Ayrıca yazılı tarihin ilk soykırımına imza atmıştı. Öz kardeşi Dina’nın kocası ile, onun bütün bir kavminin haince katledilmesine önderlik etmişti.(5) Çünkü onun, Sümerlilerin Ardıllık Kanunu(6) olarak adlandırdıkları, imtiyazlı bir nesebe, seçkin bir soya itikadı vardı. Kıskançtı ve vahşî idi. Şu gün, dünyadaki deccali mülki çarkın idarecisi, soyunu Yahuda’ya dayandıran bir avuç Yahudi’dir. Oysa Kuran’ı Kerim’in nüzûlü ile, “ardıllık kanunu” olarak adlandırılan soya dayalı imtiyaz lağvedilmiş; tüm insanların birbirine “ümmet bağı” ile bağlı kılındığı deklare edilerek, bir güruhun, başka bir güruha olan üstünlüğü ebediyyen bertaraf edilmişti.(18)

Frig mitolojisinde de sözde bir ilahe olan Kibele, koruyucu aslanları ile resmedilmişti. Günümüze aksetmiş bütün kayıt ve tasvirlerde, onun da harp arabasının aslanlar tarafından çekildiği görülmektedir.(9)

Kibele ve koruyucu aslanları

Hıristiyanlığın din-i hakikisinin, putperest Roma’nın eliyle tahrifata kurban verilişinin ardından, Meryem Validemiz de aslan başlı bir tahtta otururken tasvir edilmişti. Bununla birlikte iki aslan tarafından himayet altında bulunduğu tasvirleri de çizilmişti. Üstelik bu tahrif geleneği ondan sonra da devam etti. Müteakip yıllarda yaşamış birçok azize, Lucifer ile özdeş kılınıp, koruyucu aslanları ile tasvir edilerek bu doğrultuda rivayetler yaygınlaştırıldı.

Azize Tekla

Aslan simgesini kudsi gören bir başka gelenek de İskit (Saka) putperestliğiydi. Aslan, İskit mitolojisinde sözde ilah Arti-pasa’nın sıfatı, Oestosyru‘nun ise vasfıydı.(11)

Ayrıca bu figüratif sızıntı diğer itikadi biçimlerdeki sıklığıyla olmasa da bir ölçüde İslami kültüre de isabet etmişti. Bu bağlamda, tasavvuf kelamında “nefs”e dair isabetli bir remiz olarak kullanılmış aslan alegorisini maksatlı bulmuyor, hatta faziletli ve ulvî bir niyet üzerine bina edilmiş görüyorum. Yine de kapsam dahilinde, tahrifat maksatlı teşekkül eden birçok tasvir ve ifade maalesef ki bulunmaktadır. Özellikle Miraç hâdisesini işleyen bazı minyatürlerde, aslan motifi, Hz. Muhammed (s.a.v) ile beraber işlenmiştir.

İran, Kazvin menşeîli bir Miraç minyatürü. Sol üst tarafta aslan motifini görüyoruz.
Babür ya da Deccan Hanedanlığı bünyesinde, Hint coğrafyasında tasvir edilmiş bir Miraç minyatürü. Sağ-üst yönde aslan motifi bulunmaktadır.
İran yahut Hint kökenli Miraç konulu bir başka minyatür

Konu dahilinde çok daha kapsamlı bir açılım elbette mümkün görünmektedir. Ancak iddiamız açısından mevcut verilendirme ile ezoterik özdeşimi yeterli görüyorum. Bu ilintilerden hareketle, aslan simgesinin, pagan okültizminde yer eden tesirli bir sembol olduğunu elimden geldiğince açıklamış bulundum.

İngiliz Kraliyet Arması
İsrail Devleti Arması
Rothschild Hanedan Arması
Rockefeller Hanedan Arması
İngiltere’nin Büyük Mason Locası’nın arması
Kurgusal bir mitoloji olan Game of Thrones dünyasında, Lannister Hanedanlığı’nın arması. Game of Thrones, neredeyse yıkım boyutunda toplumsal bir dezenformasyon meydana getiren deccali bir yapımdır. Bu konu özelinde alegorik bir çalışma yapmaya gayret edeceğiz.

Galatasaray ile Paganizm Alakası

Aslan simgesi, futbol kulüplerinin armalarında, genel olarak bir biat ve sadakat göstergesi olarak kullanılıyor.

Chelsea, Sunderland, Aston Villa, Middlesbrough, Millwall, Burnley, Olympique Lyon, Socheaux, Real Zaragoza, Osasuna, Bayern Leverkusen, TSV 1860 Munich, Sporting Lizbon, Glasgow Rangers ve sair nice takım kut simgesi olan aslan figürünü sözünü ettiğimiz deccali odaklara bağlılıklarını gösteren bir maksatla kullanan kulüplerden bazıları. İsmini andıklarımız haricinde, Ajax, Juventus, Roma, Lazio, Genoa, Manchester United, Barcelona, Real Madrid, Sevilla, Hertha BSC gibi kulüpler de tartışmaya olanak bırakmaz bir açıklık ve kesinlikte, isim, simge ve/veya slogan ile şarkılarında, paganist ögelere yer tanımış futbol kulüplerindendir. Her birine, tarihleri, kurucuları, şüpheli başarıları, sloganları, marş ve şarkıları, armaları ki hatta isimleri üzerinden, doğrusal bir ilişkilendirme kurarak değineceğim. Ancak yerel bir anlamı bulunması hasebiyle, aslan alegorisi dahilinde kuracağım ilk bağlantının, Galatasaray üzerinden olmasını yerinde gördüm.

Bilindiği üzere Galatasaray Spor Kulübü, kendisini “Mektepliler” olarak takdim eden Galatasaray Lisesi‘ne mensup bulunmuş bir güruh tarafından kuruldu. Kurulduğu günden, günümüze uzanan süreçte, üst düzey yöneticilerinin birkaç istisnai şahsiyet dışında ekseriyeti mektepliler arasından seçilmişti. Mustafa Cengiz ve Adnan Polat haricindeki tüm başkanlar da mektepliydi. Bir dipnot olarak belirtmekte fayda görüyorum, bu iki müstesna şahıs da, Galatasaray’ın ekonomik olarak tarihi bir çıkmazda bulunduğu kritik zamanlarda kulüp başkanlığına seçildi.

Galatasaray, adını Yunan mitolojisinde bir deniz perisi olan “Galatea”dan almaktadır. Yaşamının uzun yıllarını dinler ve gizli örgütler üzerine yaptığı derinlikli araştırmalara vakfetmiş olan rahmetli Aytunç Altındal, Galatasaray’ın bir mason takımı olduğunu iddia etmişti.(12)

Pygmallion and Galatea – Auguste Rodin, 1908
Aytunç Altındal’ın başka bir söyleşisinden yaptığım alıntı
galatasaray logosu mason ile ilgili görsel sonucu
Sankt George Avusturya Lisesinin amblemi ile Galatasaray’ın amblemi arasındaki benzerlik.

Ayrıca görseldeki kombinasyonu tıpkısı ile Sporting Gijon ve Sevilla kulüplerinde de görebilirsiniz. Bu iki futbol kulüpü de Opus Dei ve Papalık ile alaka hissettiren makul kuşkular nedeniyle radarımıza takılmıştı. Simgenin okült mahiyeti, Discovery Channel’in yayınladığı Drew Pritchard tarafından sunulan Salvage Hunters isimli programda anlatılmaktadır.(19)

Galatasaray Spor Kulübü’nün resmi 100. yıl logosu
Acaba logodaki kestiğim kısmı, masonik bir sütunun içine dolanmış bir serpent (yılan) olarak yorumlayabilir miyiz?

Serpent, karanlık odaklar tarafından adeta göze sokulurca bir ısrar ile birçok alan ve sektörde, önde gelen kanaat önderlerinin, pop yıldızlarının, dünyaca ünlü oyuncuların, gerek aksesuarlarında, gerek dövmelerinde yahut gerekse de ev-ofis dekorasyonlarında, devlet dairelerinde ve konsolosluklar başta olmak üzere birçok yapıda karşımıza çıkan, paganist okültizmin en baskın remizlerinden biridir. Roma, Mısır, Mezopotamya, İskandinav ve Kent paganlığında kuvvetli bir ezoterik anlamı vardır. Serpent etrafında şekillenen putperest mitolojiler, geçmişten günümüze dek birçok farklı düzlemde kendisini göstermiştir. Kabuk değiştirerek gizlenebilmesi hasebiyle, karanlık odakların, kendilerini, kendilerinden olanlara tanıtmak adına tercih ettikleri bir simge olarak da kullanılır. Bir yönüyle de sonsuz yaşamı imgeler.(13)

Baphomet ve Papa Franciscus
Masonik bir sütunun etrafına dolanmış bir serpent

Konu kapsamında Yahudilik ve Sabetaycılık ile ilgili derin araştırmalarıyla bilinen Prof. Dr. Yalçın Küçük, Galatasaray Üniversitesi’nin kontenjanının önemli bir bölümünü, ÖSS’yi saf dışı bırakarak kendi yaptığı bir sınav sonucunda mekteplilere, yani Galatasaray Lisesi mezunlarına tahsis etmesiyle ilgili olarak oldukça sert açıklamalarda bulunmuştu.

Küçük, Mektepliler olarak bilinen güruhun maksadının Mason ve Sabetaycı yetiştirmek olduğunu beyan ederek, “Galatasaray Lisesi’ne genellikle Sabetayist ve Mason ailelerin çocukları gider. Masonluk babadan oğula geçtiği için bu okuldan mezun olanların Mason ve Sabetayist olması ve bu doğrultuda hizmet etmesi gayet normaldir” dedi. Ayrıca, Galatasaray Lisesi’nin kurucularından Ali Coşkun Kırca ve İnanç Kıraç’ın da mason olduğunu ifade ederek, Türkiye’deki Masonları Sabetaycıların yönettiğini beyan etti.

Ayrıca Küçük, verdiği demeçte Galatasaray Lisesi’nin, Alyans İsrail Mektebi’nin devamı olduğunu ve bu niyet dahilinde kurulduğu iddiasında bulundu. “Alyans İsrail Okulları, Türkiye’de İbrani asıllı çocukları yetiştirmek ve yönetime hazırlamak için kurulmuştu ve bu okullar 1925’te kapatıldı. Galatasaray Lisesi, Alyans İsrail Okulları’nın Türkiye’deki devamıdır. Alyans İsrail Okulları ve Galatasaray Lisesi aynı yönde eğitim veren okullardır.”(14)

33. dereceden Skoç Riti üstadı ve Belçika Mason Localarında genel sekreter olduğu iddia edilen Ünal Aysal’a Belçika Prensi Philippe tarafından verilen kraliyet nişanı(15)
33. dereceden Mason Üstad-ı Azam olan İnan Kıraç’ın kardeşi Can Kıraç’ın kişisel web sitesindeki biyografisinden bir alıntı(16)
Remzi Sanver, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası üstad-ı azamlarından. Mektepli.
Kaya Paşakay, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası üstad-ı azamlarından. Mektepli.
Rıza Tevfik Bölükbaşı, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası üstad-ı azamlarından. Mektepli.

Galatasaray Spor Kulübü hakkında daha çok söz söylenebilir, ancak buradan atacağım her bir taşın sesini Fransa’dan, Belçika’dan ve İsrail’den duyacağımın bilinci ve hassasiyeti içerisinde hareket etmeyi yerinde buluyorum. Bu nedenle, ihtimamlı olmaya gayret ederek nesnel bir dil kullanmaya çalıştım. Takdir, elbette okurundur.

Yazı dizimizin devamında, dünya futbolunda ses getirmiş önemli kulüplerin, 300’ler başta olmak üzere, çeşitli karanlık örgütlerle doğrudan ilişkisini ve bu ilişki ağının, kulüplerin ismine, armalarına, slogan ve marşlarına, en önemlisi ise tarihi başarılarına nasıl aksettiğini, çok daha açık ve iddialı bir dil kullanarak anlatmaya gayret edeceğim. Gelecek çalışmamız muhtemelen bir ekip çalışması olacak.

Selam ile.


Kaynakça

  1. http://www.dusunuyorumdergisi.com/aslan-sembolu-uzerine/
  2. Armutak, Altan; “Doğu ve Batı Mitolojilerinde Hayvan Motifi”, İstanbul Üni. Vet. Fak. Dergisi. 28(2), 411 – 427, 2002
  3. Çoruhlu, Yaşar; Türk Mitolojisinin Ana Hatları, Kabalcı Yayınevi, İstanbul, 2010
  4. Insight on The Scriptures Volume 2, Watchtower Bible and Tract Society of New York, Inc, International Bible Students Association; Brooklyn, New York, U.S.A.
  5. Tekvin Bab 32, 34, 35
  6. İbrahim Sarı, Sümerler
  7. Shams-i Balkh, Anahita
  8. Gök İlmindeki Negatif Arketipsel Kelimeler
  9. Kibele
  10. Kurt, Maksude; “Tanrıça Kültü ve Hıristiyanlıktaki Meryem Figürüne Etkileri”, Rize Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2010
  11. Süheyla Sarıtaş, Türk Mitolojisinde Hayvanlar
  12. http://www.fotospor.com/haber-cildirtan-iddia-32282
  13. Necati Sümer, Dinler ve Mitolojik Bir Sembol Olarak Yılan
  14. http://www.haber7.com/guncel/haber/156614-galatasaray-mason-yetistiriyor
  15. http://www.hurriyet.com.tr/aysala-kraliyet-nisani-21711354
  16. http://www.cankirac.com/yazidetay.asp?id=338&kat=16
  17. http://www.myastrologybook.com/Aphrodite-Venus-Ishtar-Inanna-Hathor.htm
  18. Serhat Ahmet Tan, Kozmik Miras
  19. https://press.discovery.com/emea/dsc/programs/salvage-hunters/

Gök İlmindeki Negatif Arketipsel Kelimeler

Paganizmin Günümüze Yankıları: Bilinçaltı Tapındırma ve Güdümleme Siyaseti: Kelimeler başlığında, dünyadaki negatif kutbu oluşturan-temsil eden karanlık odakların, bir şuuraltı telkin tekniği olarak, kendi jargonlarını aşamalı bir şekilde, dilin birçok alanına aksettirdiğinden ve bu bağlam dahilinde bir yazı dizisi oluşturmaya niyetli olduğumdan söz etmiştim. İlk fasılda gök ilmine (astronomi) dair bazı tabirler üzerinden gitmeyi yerinde buldum.

Bu kapsamda evvela “astroloji” ve “astronomi” sözcüklerinin köklerine iniyorum. Astroloji kelimesini köklerine ayrıştırdığımda, elimde kalan iki parçanın astro (ster) ve logic (logos) olduğunu görüyorum.(1) Logos sözcüğü, İznik Konsili ile tevhid-islam hüviyetini yitiren ve putperest ögeler ile yeniden biçimlendirilen, paganist-hıristiyan öğretinin, teslis (kutsal üçleme) olarak adlandırılan politeist yapısında, ikinci zatı temsil eden, rahmani olmaktan berî, negatif bir ilahi anlam taşımaktadır. Bununla beraber, kelam, yasa, anlatı ve bilim gibi manaları da haizdir.(2) Astro ise ster kökünden peydah olmaktadır ve yıldız, sitare sözcüklerine karşılık gelir. Ancak ne var ki, bu sözcüğün tekil kullanımında, “Sirius”un kast edildiğini de görmekteyim. Bu kapsamda, Necm Suresi’nin 49. ayetinde, “Ve muhakkak ki O, Şira yıldızının da rabbidir” buyrulmaktadır.

Bu hakikati referans alırsak, Sirius’un (Şira), tapınılan ve medet umulan bir merci oluşu kuşku götürmez hâle geliyor. Günümüzde, Roma’ya atfettiğimiz karanlık kutun devamı niteliği taşıyan politik yapıların sosyal manipülasyon araçlarında, Sirius’u nasıl kullandığını iki basit örnekle ele alalım:

Good Boy! (2003)

Karanlık odağın en etkin silahlarından biri olan Hollywood’un alt neslin-çocukların, şuuraltını ve imge dünyasını kirletmek ve dönüştürmek adına ortaya sürdüğü sayısız üründen biri olan Good Boy! her ne tesadüfse ismi Hubble olan ve Sirius gezegeninden keşif amaçlı dünyaya inmiş bir köpek ile bir çocuğun öyküsünü anlatıyor.

Harry Potter (1997-2011)

Baştan sona paganist ve siyonist ögelerle bezeli seri, gerek edebiyat faslında gerekse de sinema uyarlamasında çok sayıda viral ve subliminal metot ile zehrini masum zihinlere zerk etmesine karşın, benzer maksatlı birçok yapımdan farklı olarak, karanlık maksadını isimler, kavramlar ve olaylar yönüyle, çoğunlukla dolaysız yoldan, açık şekilde işliyor. Sirius Black isimli karakteri, sözünü ettiğimiz kavramın enjeksiyonu adını önemli bir yer tutuyor.

En’am Suresi’nin 74. ila 82. ayetlerinde, göksel varlıkların ilah kılınmasına ilişkin İbrahim Aleyhisselam’ın hususa dair kıssasını paylaşmayı uygun gördüm.

  • 74. Vaktiyle İbrahim babası Azer’e: “Sen putları bir sürü tanrılar ediniyorsun öyle mi? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.” demişti.
  • 75. Böylece İbrahim’e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.
  • 76. Üzerini gece kaplayınca bir yıldız gördü: “Bu imiş Rabbim!” dedi. Batıverince de: “Ben böyle batanları sevmem.” dedi.
  • 77. Ay’ı doğarken görünce: “Bu imiş Rabbim!” dedi. Batınca da: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermemiş olsaydı, muhakkak ki, şu şaşkın topluluktan biri olacakmışım.” dedi.
  • 78. Güneşi doğmak üzere görünce: “Bu imiş Rabbim, bu hepsinden büyük!” dedi. O da batınca: “Ey kavmim, haberiniz olsun, ben sizin şirk koştuğunuz şeylerden uzağım!
  • 79. Ben, her dinden geçip yalnız hakka eğilerek yüzümü o gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” dedi.
  • 80. Kavmi de onunla tartışmaya kalkıştı. O da dedi ki: “Bana hakikatı doğrudan doğruya gösterdiği halde Allah hakkında benimle mücadeleye mi kalkışıyorsunuz? Sizin O’na ortak koştuğunuz şeylerden ise, ben hiçbir zaman korkmam. Rabbim dilemedikçe onlar bana hiçbir şey yapamaz. Rabbimin ilmi, herşeyi kuşatmıştır. Artık iyice bir düşünmez misiniz?
  • 81. Hem nasıl olur da ben Allah’a koştuğunuz ortaklardan korkarım; baksanıza siz, Allah’ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmazken! Şu halde korkudan emin olmaya iki taraftan hangisi daha layık? Eğer biliyorsanız söyleyin.
  • 82. İman edip de imanlarını bir haksızlıkla karıştırmayan kimseler, işte korkudan emin olmak onların hakkıdır ve hidayete erenler de onlardır.
  • 83. Bu, kavmine karşı Bizim İbrahim’e vermiş olduğumuz hüccetimizdir. Biz dilediğimizi dercelere yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, herşeyi bilendir.

Sirius bahsine geri dönelim. Necm Suresinin 49. ayetini alıntılamıştım. Yine aynı surede 9. ayette, “İkisi arasındaki uzaklık, iki yay kadar oldu veya daha da yakınlaştı” denmektedir. Sirius Takım Yıldızlarının birbirlerine doğru yay şeklinde bir eksen çizerek, her 49.9 yılda bir, birbirlerine yaklaşıp gökyüzünde sarktıkları hakikati ise yüce kitabın inişinden neredeyse bin beş yüz elli yıl sonra, Harvard, Ottawa ve Leicester Üniversitelerinin ilgili bölümlerinin ortak çalışması ve fikir birliğiyle ancak keşfedilerek deklare edilmiştir.(3)

Her Gezegende Bir Pagan Tanrısının Adı Yaşatılıyor

İddiamı konu başlığında açık bir şekilde dile getirdim. Geometri, Simya ve Etimoloji, sözünü ettiğim karanlık odakların üç ana faaliyet alanı diyebilirim. Bu ilim dalları, sosyal ölçekte, inanç paradigmasını şekillendirmek adına faal bir şekilde maksatlı olarak bin yıllardır kullanılıyor. Önceki yazımda dilin sadece bir iletişim aracı olmadığından, bir ferdin veya toplumun düşünme, duyumsama ve inanma eylemlerinde, birincil safhada yer alan ana bir uyarıcı-tetikleyici oluşundan söz etmiştim. Elbette “Dark Side olarak da ifadelendirebileceğimiz odak, bu genel bilginin derinliğine fazlasıyla vakıf. Bir laboratuvarda çalışır gibi, lisanlar üzerinde sistemli araştırmalarda bulunarak yapay müdahalelerini nüfuzlarının kuvvetine paralel olarak toplumlara sirayet ettiriyorlar. Karşılık sunamadığımız, araştırma-üretim ve hatta düşünsel faaliyette dahi bulunamadığımız her alanda, onların verdiklerini alma eğiliminde olduğumuz için, biz de sorgulamaksızın, çekincemiz olmaksızın bu ifadeleri lügatımıza yerleştirmekte beis görmüyoruz.

Venüs

Bir roma tanrıçası. İsim, aşk, sevişmek gibi manaları haiz olan latince vener kökünden türüyor.(4) Sümer mitolojisinde İnanna, Yunan mitolojisinde Afrodit, Akad mitolojisinde İştar, Mısır mitolojisinde Isis, Kenan mitolojisinde Astarte, İskandinav mitolojisinde Freya olarak geçer. Ayrıca Yahudi paganizminde Lilith, Hıristiyan paganlığında Madonna (Meryem) tasvirleri Venüs’e özdeş bir anlama karşılık gelir.(5) Hemen hemen bütün Olimposlu Tanrılar ve ölümlüler kendisine aşıktır. Ancak o, şehvet düşkünlüğü ve sadakatsizliği ile tanınır. Kindar ve gaddardır; kendisini takdis etmeyenlere karşı da son derece zalimdir.(6)

Venüs’ün Doğuşu – Sandro Botticelli, 1482-1486

Özellikle sabah vakti adeta güneş kadar parlak olduğu için, Sabah Yıldızı ve Akşam Yıldızı olarak da nitelenmiştir. Antik Yunan’da Phospheros olarak isimlendirilmiş, Roma’da ise ona Lucifer (ışık getiren) denmiştir. Rahman Suresi’nin 17. ayetinde, “O hem iki doğunun, hem iki batının Rabbidir” buyrulmaktadır.

Gezegen, güneşe göre dönüşü, diğer gezegenlere göre ters olan tek gök cismidir. Kuzey yarıküresine Ishtar, güney yarıküresine Aphrodite ismi verilmiştir. Her 8 yılda bir Güneş ile kavuşum yaptığı 5 döngüden geçerek yeniden başlangıç noktasına gelir. Bu süre zarfında gökte pentagram (beş köşeli yıldız) motifi çizer.(7) Bu motif, Baphomet’in Mührü olarak geçer ve Church of Satan’ın (Şeytanın Kilisesi) resmi simgesidir.(8)

Venüs’ün 8 yıllık döngüsü

İslamiyet öncesi Türk kültüründe ise, diğer nice mitolojinin aksine, şeytani varlık ile özdeş kılınmamıştır ve adına Erklig denmiştir.(9) Öz kültürümüzde yaygın olarak Zühre, Çolpan, Çoban Yıldızı, Akşam Yıldızı ve Sabah Yıldızı olarak isimlendirilmiştir.

Venus, Isis, Ishtar, Madonna, Freya ve Lucifer sözcükleri, çocuklara ve yetişkinlere yönelik binlerce içerikte dolaysız ya da sübliminal metotlarla kullanılmıştır. IMDB üzerinden yalnızca anahtar kelimeleri kullanıp arama yaparak yüzlerce içeriğe ulaşmak mümkündür.(10)

Merkür

Roma putperestliğinde çarşı ve ticaret tanrısıdır. Market, marka, mark, merchant (tüccar) gibi sözcükler bu referans ile türemiştir.(11) Maddiyat, ticaret, belagat ve dolayısıyla şiir, iletişim ve kehanet, seyahat, talih, hile ve hırsızlığa dair ilahi manalar ile yüceltilmiştir. Ayrıca yeraltı ruhlarının da rehberi olarak anılır.(12) Yunan mitolojisindeki karşılığı Hermes, Mısır mitolojisindeki özdeşi ise Thoth’tur.

Hermes ve Sarpedon’un Yanı Başında – Euphronios

“Merkür, o çift yüzlü tanrı sadece aklı insanın alabileceği en yüce ışığa ulaşmaya çalışanlara ve yalnızca cognito vespertina‘ya güvenmeyenlere lumen naturae (doğal ışık), servator (hizmetkar) ve salvator (kurtarıcı) olarak gelir. Bu ışığa dikkat etmeyenler içinse lumen naturae tehlikeli bir ignis fatuus‘a (aldatıcı umuda), ruhun rehberi de şeytani bir baştan çıkarıcıya dönüşür. Lucifer ışığı getirebilecekken, günümüzde basın ve radyoların ses verdiği propaganda orjilerinden zevk alan yalanlar babasına döner ve sayısız milyonları mahveder.”
Carl Gustav Jung, Aspects of the Masculine

“Bundan dolayı Merkür’e çift yönlü denmesi çok doğrudur; Merkür hem etken hem edilgendir. “Yükselen” etken kısmına sol denir; edilgen kısım ancak bu etken kısım sayesinde anlaşılabilir. Edilgen kısım bu yüzden luna adını taşır çünkü ışığını güneşten alır. Merkür açıkça klasik dönem filozoflarının kozmik nous kavramına tekabül eder. İnsan aklı bu kavramın bir türevi ve bu yüzden benzer şekilde psikenin bilinç dediğimiz günlük yaşantısıdır. Bilinç, kendisinin elzem bir mukabili olarak karanlık, örtük, görünmez bir yana; varlığı ancak bilincin ışığıyla bilinebilen bilinçdışına ihtiyaç duyar.”
Carl Gustav Jung, Aspects of the Masculine

“Gezegen olarak merkür güneşe en yakındır; bu yüzden de altınla en üst seviyede ilişkilidir. Ancak cıva olarak altını çözer ve güneş gibi olan parlaklığını söndürür. Ortaçağ boyunca doğa filozofları için karmaşık spekülasyonların konusu olmuştur: bazen ilgili ve yardımcı bir ruh, bir (paredes), (tam olarak “yardımcı, yol arkadaşı”) ya da bir familiaris‘tir*; bazen servus ya da cervus fugitivus, (mülteci köle ya da geyik), simyacıları hayal kırıklığına uğratan ve şeytanla pek çok ortak özelliği olan kaypak, muzip bir gulyabanidir. Örneğin bu özelliklerin en önemlileri ejderha, aslan, kartal ve kuzgundur. Simyadaki tanrı hiyerarşisinde mercurius, prima materia olarak en altta, lapis philosophorum olarak en üstte bulunur.”
Carl Gustav Jung, Rüyalar

“Mevcut simya metinlerinde -ki bunlar birkaç istisna dışında hıristiyan tarihine aittir, Thoth-Hermes ve maymun arasındaki eski bağlantı kaybolmuştur ama Roma İmparatorluğu döneminde hala vardır. Bununla birlikte Mercurius’un, Şeytan’la -burada bahsetmeyeceğimiz, pek çok ortak özelliği vardır; böylece maymun, Mercurius’un etrafında simia dei olarak bir kez daha belirmiştir.”
Carl Gustav Jung, Rüyalar

Antik Mısır’daki Thoth rölyefi

Oysa, putperest kavimler tarafından atfedilmiş anlamını bir yana bırakıp, muhteva ettiği mananın özünü yakalamaya çalışırsak, “Thoth”un, eski mısır dilinde mürşid, rehber gibi manaları haizdi. (Horus, güneş tanrısıydı. Güneşe en yakın gezegene bu ismin (aracının) verilmesinin sebebi de bu inanış hasebiyledir.) Her ne kadar bugün anıldığında temsil edilen şeytani bir arketip de olsa, manasının köklerine indiğimizde, rahmani bir mana karşılar bizi.

“Şimdi sen bu sırları öğrenmiş olduğuna göre, söz vermelisin sessiz kalacağına ve asla açıklamamaya tekrar doğuşun nasıl aktarıldığını. Bu öğretiler, özel olarak kaydedilmiştir yalnızca Atum’un (her şeyin rabbi, tek ilah) bilmelerini istediği kişiler tarafından okunsun diye. Bulunmaz hiçbir ahenksizlik mekânı gökyüzünde olanlar arasında. Tek amacı vardır hepsinin, tek zihin, tek his; çünkü bağlanmıştır sevgi büyüsüyle onlar tek ahenkli bütüne.”
Hermetika

“Her şeyi gören zihin vasıtasıyla,
Şahitlik ettim bizzat göklerin görünmez yüzüne,
Ve tefekkür yoluyla eriştim Hakikat bilgisine,
İşte bu bilişle yazıyorum bu mısraları… ”

Hermes Trismegistus

Merkür, Hermes ya da Thoth. Putperest odaklara göre haberci bir ilahtır. Ama onu, zatına atfedilen çarpık manalardan ayırıp kökeninin derinlerine inmeye gayret ettiğimizde, bizi rahmani bir elçinin-davetçinin karşıladığını görüyoruz. Ne var ki paganların üçleme saplantısından neticesinde putperest güruh tarafından Hermes Trimegistus (üç kere kutsal Hermes) olarak adlandırılan yüce zat, tasavvuf ehli tarafından İdris Aleyhisselam ile, kimi zevat tarafından da İlyas ve Hızır Aleyhisselam ile ilişkilendiriliyor. Lisanımıza yerleşmiş “ermiş kelimesinin de Hermes ile bağlantısının kuvvetli bir ihtimal olduğunu söyleyeyim.(13)

“Kitapta İdris’i de an; çünkü o, çok sadık (özü, sözü pek doğru) bir peygamberdi.”

Meryem Suresi, 56

“İdris Nebi hülle biçer, gezer Allah deyu deyu.”

Yunus Emre

Pekala bu izahati neden yaptığımı da kısaca anlatayım. Öncelikle negatif çağrışımı olan telkin sözcüklerinin tesirini, hakikat bilgisi dahilinde kırmaktan-güncellemekten gayrı bir niyetim bulunmuyor. Şuurumuzun derinlerinde Meryem validemizin yerini Lucifer, İdris, İlyas Aleyhisselam’ın yerini Merkür, İsa Aleyhisselam’ın yerini Osiris ile sinsice değiştiren bir zihniyet ile, açık ve dürüst bir şekilde mücadele etmeye gayret ediyorum. Şüphe yok ki, tevhid ve islam yolunda mücadele ve mücahede vermiş o elçiler, salih kullar, karanlık odakların atfettiği tüm bu negatif manalardan münezzehtir. Bu kapsamda Allah, yüce kitabında şöyle buyurmuştur:

“O gün Allah onların hepsini toplayacak ve meleklere soracak: “Bunlar mıydı size tapmakta olanlar?” Melekler şöyle cevap verecekler: “Hâşâ, sen yüceler yücesisin! Bizim velîmiz onlar değil sensin. Gerçekte onlar cinlere tapıyorlardı; çoğu onlara inanmıştı.”
Sebe Suresi, 40 ve 41

“Allah’ı bırakarak O’na yakınlık peyda etmek için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etmeli değil miydi? Hayır, onlar görünmez oldular. Bu; onların yalanları ve uydurup durdukları şeydir.”
Ahkaf Suresi, 28

“Ve size; melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi?”
Ali İmran Suresi, 80

“Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” De ki: “Ben şahitlik etmem. O, ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
En’âm Sûresi, 19

“Allah’ı bırakıp bilginleriyle râhiplerini ve Meryemoğlu Mesîh’i Rab tanımışlardır; halbuki onlara da ancak tek mabuda kulluk etmek emredilmiştir. Ondan başka tapacak yok; o onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir.”
Tevbe Sûresi, 31

“Allah’ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve “İşte bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Siz, Allah’a göklerde ve yerde onun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz! O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”
Yûnus Suresi, 18

“Çünkü bir gün, onların hepsini bir araya toplayacağız ve dünyadayken Allah’tan başkalarına ilahlık yakıştıranlara: “Siz ve Allah’a ortak koştuğunuz o şeyler, durun yerinizde” diyecek ve böylece onları birbirinden ayıracağız ve o zaman Allah’a ortak koştukları kimseler, vaktiyle kendilerine kul köle olmuş olanlara, sizin tapınıp durduğunuz biz değildik.”
Yûnus Suresi, 28

“Bilesiniz ki göklerde kim var, yerde kim varsa, hep Allah’ındır. Allah’tan başkasına tapanlar (gerçekte) Allah’a koştukları ortaklara tâbi olmuyorlar. Şüphesiz onlar ancak zanna uyuyorlar ve sadece yalan söylüyorlar.
Yûnus Suresi, 66

“Ve hani Allah, ey Meryemoğlu İsa diyecek, sen misin insanlara, Allah’ı bırakın da beni ve annemi iki tanrı tanıyın diyen? İsa da seni noksan sıfatlardan arı bilirim diyecek, hakkım olmayan bir sözü söyleyemem ki ben. Böyle bir söz söylediysem elbette bilirsin bunu. Benim içimde ne varsa hepsini mutlaka bilirsin sen. Fakat ben, senin bildiğini bilemem; şüphe yok ki sen gizli olan her şeyi, hakkıyla bilirsin.”
Maide, 116

Ayet-i kerimelerden yola çıkarak diyebiliriz ki, putperest kavimler, insanlık tarihi boyunca melekleri, peygamberleri, ilim sahibi kulları, rical ehlini, cinleri yahut mele-i alâ’yı (kainat meclisi) ilahlaştırmışlar, onlara temsil etmedikleri abartılı, çarpık yahut karşıt anlamlar yüklemişlerdir.

Merkür, Türk ve Altay mitolojilerinde ise “Mergen” ya da “Pergen” olarak isimlendirilir. Bilgelik sahibidir. Okçu, nişancı ve kahraman demektir.(14) Öz kültürümüzde Utarid olarak isimlendirilmiştir. Bu kullanım doğru ve yerinde olacaktır.

Mars

Roma mitolojisinde savaş tanrısıdır. Yunan mitolojisinde Ares’in dengidir. Homeros’un İlyada’sında zırh ve miğfer giymiş, kılıç, mızrak ve kalkan ile donanmış, uzun boylu, yakışıklı ancak gaddar tabiatlı olması hasebiyle(15) adı kaba kuvvetin simgesi olarak anılır. Romalıların soyunu dayandırdığı Romulus’un atası olduğu rivayet edilir. Mesnetsiz ve sebepsiz savaşlar meydana getirmesiyle ünlüdür. Kan dökmekten ve önüne geleni öldürmekten büyük zevk alır. Kana duyduğu hayranlık ile mars kırmızısı arasında paralel bir okuma yapılabilir. Afrodit (Venüs), Hepheistos’u Ares (Mars) ile aldatmış ve bu ilişkiden Harmonia (harmoni, uyum), Deimos (korku), Phobos (fobi) adında üç evladı olur.(16)

Uydularına Phobos ve Deimos isimleri verilmiştir.

Ares ve Afrodit – Hendrik de Clerck, 1615

Negatif bir mana muhteva eden asimile edici bir arketipsel sözcük olan Mars ifadesi yerine, öz kültürümüzde asırlarca kullanılmış olan Merih ifadesi tercih edilmelidir. Zira, mars arketipi, vahşet, dehşet ve şehvet çağırıcı bir rol üstlenerek insanı fesatlığa ve ziyana davet eder.

Jüpiter

Roma paganizminde, tanrıların ve insanların tanrısı olduğuna inanılan, en güçlü tanrıdır. Göklerin, şimşek ve yıldırımların hakimi olduğuna inanılır. Yunan mitolojisinde Zeus, Hitit mitolojisinde Teşup olarak geçer. Mısır paganizminde Ammon ve Etrüsk paganizminde Tinia ile melez özdeşliği vardır.(17) Titanomachy’nin (Tanrı ve Titan Savaşları) neticesinde Atlas’a gök kubbeyi (dünyayı) taşıma cezasını o vermiştir. Bereket ile özdeş kılınmıştır. Yağmur yağdırması için medet umulandır, uğruna kurbanlar verilendir. Tanrıların kralı olduğu için, taht ve asa ile sıkça betimlenir. Ölümlü ve ölümsüz, herkese aşık olabilmesi ve çapkınlığı ile ünlüdür. Eşi Metis’i yutması, Prometheus’u zincirlemesi, Thetis’i bir ölümlü ile evlendirmesi, tahtını korumak ve sağlamlaştırmak uğruna yaptığı başlıca eylemlerdir. Manipülasyon ve demagoji üstadıdır, telkin ve yalanları ile bilinir. Ensest ilişki kavramının da babasıdır. Kız kardeşleri Hera ve Demeter’in yanı sıra, öz kızı Persephone’ye dahi aşık olmuş, üstelik bu ilişkiden Zagreus isminde bir evladı olmuştur.

Lübnan’ın Baalbek kentinde Jüpiter Tapınağı

Dört ana uydusu bulunur. Her biri deccali yapıya uygun olarak isimlendirilmiştir.

İo

Yunan mitolojisinde, nehir tanrısı İnakhos’un kızıdır. Hera Tapınağı’nda bir rahibe iken Jüpiter (Zeus) kendisine aşık olur, lakin o Zeus’u reddeder. Bunun üzerine Zeus, onun rüyalarına musallat olur. Paralel zamanda, ülkesini korumak için kızını feda edecek olan baba İnakhos, İo’yu ülkesinden sürgün eder. Böylece Zeus, kendisini gizleyip şekil değiştirerek İo’ya yeniden yaklaşmak için fırsat bulur. Ancak Hera durumdan şüphelenir. Onun kuşkusunu yatıştırmak adına, Zeus, sevgilisini beyaz bir ineğe dönüştürür. Ancak Hera aldanmaz, ineği hediye olarak eşinden talep eder. Zeus her ne kadar onun fikrini değiştirmeye de çalışsa, onunla başa çıkamayıp İo’yu Hera’ya hediye eder. Yine de Hera yatışmayacaktır; Zeus’u inekten uzak tutmak için onu Argos Panoptis adlı canavarın gözetiminde tutmaya başlar. Argos, yüz gözü olan bir canavardır. Zeus, onu imha etmesi adına Hermes’i görevlendirir. Hermes, onun uykuya dalıp her bir gözünün kapanması için kavalını çalar. Bu olayın nihayetinde Hera, Argos’un gözlerini tavus kuşunun kuyruğuna koyacaktır.  

Argos’un imha edilmesiyle beraber Hera, ineğe dönüşmüş İo’ya mütemadiyen musallat olması adına bir at sineği yollayacaktır. Bu eziyete daha fazla tahammül getiremeyen İo onun yanından kaçar. Bosporus’u (İstanbul Boğazı) geçen kadın burada Prometheus ile karşılaşır. Prometheus ona gelecekte yeniden insan formuna döneceğinin ve Herakles adında bir evladı olacağının müjdesini verir. İo yolculuğunu Mısır’da nihayetlendirerek, Mısır’ın kralı Telegonus ile evlenir. Ondan Epophus adında bir evladı olur ve oğlu, Nil nehrinin kızı Memphis ile evlenir ve bu evlilikten Libya adında bir kız çocuğu dünyaya gelir.

Callisto

Arkadya kralı Lykaon’un kızıdır. Bakire tanrıça kılığına giren Zeus tarafından tecavüze uğrar. Hera, intikam hırsıyla onu bir ayıya dönüştürür. Calisto’nun evladı Arkas on beş yaşına geldiğinde, avlanırken annesiyle karşılaşıp yayını gerer. Tam oku bırakacakken Zeus devreye girerek, her ikisini de göğe yerleştirir. Callisto Büyük Ayı, Arkas ise Arkturos yani Ayı Çobanı olur. Ancak malumatı öğrenen Hera, öfkesinden çılgına döner ve deniz tanrıları Okeanos ve Tethys’ten yıldıza dönüşmüş olan ayının bir daha asla deniz sularında yıkanmamasını emreder. Bu sebeple Büyük Ayı asla batmaz.

Ganymede

Zeus tarafından İda Dağı’ndan bir kartalın yardımıyla kendisine şarap hizmeti sunması için kaçırılan, Homeros’un metinlerine göre ölümlülerin en güzeli olarak nam salmış bir erkektir. Bir diğer efsaneye göre ise, kartal kılığına girerek onu kaçıran bizzat Zeus’tur.

Zeus ve Ganymedes’i gösteren bir vazo – Metropolitan Museum of Art, New York

Europa

Dillere destan bir güzelliğe sahip Fenikeli bir kız olan Europa, boğa kılığına giren Zeus tarafından arkadaşları ile çiçek topladığı sırada kaçırılmıştır.

Ayrıca Metis, Adrastea, Amalthea, Thebo, Themisto, Himalia, Leda, Elara, Lysithea, Dia, Carpo, Euporie, Orthosie, Thyone, Mneme, Harpalyke, Herse, Kore, Cyllene, Callirrhoe, Aoede, Hegemone, Sinope, Megaclite, Pasiphae, Sponde, Hermippe, Praxidike, Thelxione, İocaste, Ananke, Arche, Pasithee, Chaldene, Kale, İsonoe, Aitne, Erinome, Taygete, Carme, Kalyke, Eukelade, Kallichore, Helike, Eurydome, Autonoe, Jüpiter’in diğer uydularından bazılarıdır. Her bir uydu NASA başta olmak üzere deccaliyet kuvvetleri ve aracıları tarafından putperest inanışlara paralel olarak adlandırılmıştır. Ancak her biri hakkında özet niteliğinde de olsa malumat vermek yazının ana maksadını saptıracağından, sadece isim olarak geçirmeyi uygun buldum.

Jupiter ve farklı mitolojilerde ona özdeş kılınmış diğer kelimeleri telaffuz etmek, bu arketipin çağırdığı eşcinsellik, ensest ilişki, vahşet, duygu sömürüsü, tecavüz, takiyye ve daha nice kavram ve eylemden bizi maalesef ki hissedar kılmaktadır. Ceddimiz bu gezegene Müşteri ve Erendiz isimleriyle seslenmeyi uygun görmüşlerdir. Onların yolundan giderek bu ifadelendirmeyi tercih etmek, hem yerli ve milli bir duruş olarak yerindedir, hem de bilinçaltımızı sakıncalı yönlendirmelerden uzak tutmak için oldukça sağlıklı bir hareket olacaktır.

Satürn

Roma paganizminde bir tanrı ve kraldır. Yunan mitolojisindeki özdeşi Kronos’tur. Zamanı yarattığına ve zamanların içinde yolculuk edebildiğine inanılır. Annesi tarafından eline verilen tırpan ile babasının hayalarını kesmesi, paganizmde tanrı kuşakları arasındaki çekişmenin ilk safhası olarak kabul edilir. Babasına yaptığı darbenin, kendisine de yapılacağı inancı ve çocuklarının kendi yerine geçmesi korkusuyla, doğumlarının hemen ardından öz çocuklarını yemesiyle ünlüdür.(18)

Çocuklarını Yiyen Satürn – Francisco Goya, 1819-1823

Roma paganlığında her sene onun onuruna her yıl Satürnalya Bayramı kutlanıyordu. Bir festival havasında geçen bu kutlamalarda insanlar kumar oynuyor, kurban edilerek yeniyor, pedofili, ensest, homoseksüel cinsel birleşmeler yaşanıyor ve şehirlerde toplu seks ayinleri yapılıyordu. Bayramın son günündeyse bazen bir domuz bazen de bir erkek kurban edilerek, kanı içiliyor ve eti çiğneniyordu. Kurban ise Güneşe adanarak, bereket getirmesi dileniyordu.(19) Jül Sezar’ın takvim reformunun öncesinde 17 Aralık’ta başlayan kutlamalar 6 Ocak’ta son buluyordu. Antik Yunan’da kutlanan Dionysos Şenlikleri de aynı zaman aralığında yapılmaktaydı. Çünkü Dionysos’un 6 Ocak tarihinde dostlarını korumak için bir oğlak, koç veya sığıra dönüşerek kendisini feda ettiğine, düşmanları tarafından da öldürülerek etinin çiğnendiğine, kanının içildiğine inanılıyordu. 325 yılında Putperest Birinci Konstantin tarafından düzenlenen İznik Konsili’nde tarihi kararlar alındı. İsa Aleyhisselam’ın bir tanrı değil, insan ve peygamber olduğunu öne süren Arius suçlu bulunarak mahkûm edildi. Ariusçuluk (Aryanizm) yasaklandı. Paskalya Bayramı olarak da bilinen Easter (Ostern) resmi bayram ilan edildi. Bu kavramın kökenine indiğimizde İskandinav Paganizmindeki Bahar Tanrıçası Ēostre ve Ostara arketip sözcüklerini görüyoruz.(20) Keza, Roma’nın Hıristiyanlığı kabulü olarak bilinen ancak özü itibariyle Hıristiyanlığın tevhid manasının tahrip ve tahrif edilerek paganist doktrinler ile harmanlandığı İznik Konsili’nin ardından 6 Ocak, İsa’nın doğumu olarak kabul edildi ve kutlanılır oldu. Nitekim günümüzde Hıristiyanlar, İsa’nın öldürüldüğüne inandıkları günü, şarabı İsa’nın kanı, şaraba banılan ekmeği ise İsa’nın eti olarak tasvir edip yemektedirler. Katolik Paganizminde Noel, Ortodoks Hıristiyanlık’ta ise Epifani Töreni olarak kutlanan günün tarihi gerçeklikler doğrultusunda hakikati üzerine okuma yaptığımızda karşımızda doğrudan Satürnalya Bayramı’nı buluyoruz. Ayrıca İngilizce başta olmak üzere bütün anglosakson dillerde bulunan Saturday (cumartesi) ismi de bu putperest arketipin devamı adına yapılmış sayısız biçimlendirmeden sadece bir tanesidir. Devam eden yıllarda Roma Katolik Kilisesi başlangıcı 23 Aralık olan kutlamaların tarihi üzerinde ikinci bir değişikliğe giderek, bu kutlamayı 25 Aralık tarihine sarkıtmıştır. Aynı zamanda bu tarih, Mısır paganlığında Osiris’i anmak adına yapılan Lamba Festivali’nin de başlangıç tarihidir. Üstelik Dionysos’un doğum tarihinin de 25 Aralık olduğuna inanılmaktadır.(21) Aynı zamanda İsa’nın doğum günü de, putperest kilise tarafından bu tarihe sarkıtılmıştır. Günümüzde de 17 Aralık’tan itibaren ağaçlar, yollar, evlerin süslenmesiyle beraber festival başlamış kabul edilmektedir.(22)

Pompei Kentinde bir Saturnalia Festivali. İnsanlar kumar oynuyorlar.
Twelfth-night (The King Drinks) – David Teniers the Younger, Avrupa’da Noel (Saturnalia)

Satürn’ün uyduları, deccali terminolojiye uygun olarak Pan, Daphnis, Atlas, Prometheus, Pandora, Epimetheus, Janus, Aegaeon, Mimas, Methone, Anthe, Pallene, Enceladus, Tethys, Telesto, Caypso, Dione, Helene, Polydecues, Rhea, Titan, Hyperion, İapetus, Kiviuq, İjiraq, Phoebe, Paaliaq, Skathi, Albiorix, Bebhionn, Erriappus, Skoll, Siarnaq, Tarqeq, Greip, Hykorrin, Jarnsaka, Tarvos, Mündilfari, Belgelmr, Narvi, Suttungr, Hati, Thymr, Garbauti, Aegir, Bestla, Fenrir, Surtur, Kari, Ymir, Loge ve Fornjot gibi negatif-arketipsel sözcüklerle isimlendirilmiştir.

Yakın zamana değin bu arketipsel sözcük yerine Zuhal ifadesi kullanılıyordu. Bu kelamın, gerek şuur duruluğu ve berraklığı adına, gerekse de kültür ve lisanımıza sahip çıkarak asimile olmamak maksadıyla kullanılması yerinde olacaktır.

Uranüs

Teleskop ile keşfedilmiş ilk gezegendir. Diğer isimlendirmelerin aksine Uranüs, Roma paganizminden değil, Grek paganizminden dile yansıtılmış arketipsel bir sözcüktür. Roma mitolojisindeki özdeşi Caelus’tur. Gaia’nın oğlu ve aynı zamanda kocasıdır. Birleşmelerinden titanlar, hekatonkheirler ve kikloplar peydah olur. Ancak tüm evlatlarını yeryüzünün karnında saklamaya zorlayan Uranüs, Gaia’nın, Satürn’e verdiği tırpan ile hadım edilir. Bu vaka, pagan mitolojisindeki ilk iç savaş ve darbe olarak yorumlanacaktır. Onun cinsel organından akan kan ve meni ile Gaia yeniden hamile kalarak Venüs’ü doğurur.

Satürn tarafından hadım edilen Uranüs – Giorgio Vasari ve Cristofano Gherardi

Beş büyük uydusunun ismi, Miranda, Umbriel, Ariel, Oberon ve Titania’dır. Küçük uydularından bazıları ise Cordelia, Ophelia, Bianca, Cressida, Desdemona, Juliet, Portia, Rosalind, Belinda, Puck, Caliban, Stephano, Trinculo, Sycorax, Prospero, Setebos olarak adlandırılmıştır. Bu isimlerin büyük kısmının da putperest terminolojide karşılıkları bulunur.

Diğer seyyarelerin aksine Uranüs’ün keşfi daha yakın bir tarihe rast geldiğinden, araştırmalarım neticesinde bu arketipsel sözcüğü karşılayan bir seçenek bulabilmiş değilim. İşin hakikati, 13 Mart 1781 tarihinde William Hershel tarafından, çıplak gözle değil, teleskop yardımıyla gözlemlenebilmiş ve kâşif onun bir gezegen değil, yıldız olduğuna kanaat getirmişti ve onu dönemin kralının adıyla (3. George) müsemma kılarak, Gerogium Sidus (George’un Yıldızı) olarak adlandırdı. Ve ancak elbette ki egemen putperest zihniyet, zaman içerisinde bu ismin kalıcı olmasını engelleyerek, onu da arketipsel negatif bir ifade ile değiştirecekti.(23)

Şahsi kanaatim, doğu alimlerinin bu keşfe ulaşamamasının, insanlığın kaderinde meydana gelecek bazı önemli değişimler alakası olduğu yönündedir. Zira keşfe müteakip Fransız İhtilali ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşu hadiseleri söz konusudur ki, bu iki vaka, yakın geçmişe derinden tesir etmiştir.(24)

Her ne kadar bugüne dek muadil bir kelime üretilmemiş ve kullanılmamış da olsa, olumsuz çağrışım ve davet ihtiva eden mevcut sözcük yerine, göklerin hanı manasına gelen Gökhan isminin kullanılmasını öneriyorum. Örgütlü ve kademeli bir çabanın neticesinde, bu ifade yaygın hâle gelerek meşruluk kazanacaktır.

Neptün

Roma mitolojisinde deniz ve su tanrısıdır. Yunan paganizminde, Poseidon, Hint paganizminde Shiva ile özdeştir. Trident adı verilen üç dişli bir yaba kullanır ki bu nesne ve kavram, hıristiyan paganizminde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.(25)

Fountain of Neptune, Bologna
Birçok çizgi film, manga veya oyundan aşina olduğumuz, elinde trident tutan standart bir demonik varlık

Seyyarenin bilinen 14 uydusu bulunuyor. Bu uydular Naiad, Thalassa, Despina, Galatea, Larissa, Proteus, Triton, Nereid, Halimede, Sao, Laomedeia, Psamathe ve Neso olarak isimlendirilmiş. Elbette ki tüm bu kelimeler, negatif çağrışımlı ve kortekse etkileri hasebiyle de genetik ve kültürel hafızadaki olumsuz tesirleri tetikleyen arketipsel sözcükler.

Ayrıca Wahington Carnigie Enstitüsü’nden Scott Sheppard ve Hawai-Hilo’daki Gemini Gözlemevi’nden Chad Trujillo, gezegenin L5 olarak da adlandırılan Lagrange noktasında bir grup truva asteroidi olduğunu saptadılar. Nasıl ki Poseidon’un Truva’da ördüğü büyük duvarlar, içeridekileri koruduysa; truva asteroitlerini de Lagrange noktaları korumaktadır. Bu isimlendiriliş de apaçık şekilde pagan mitolojisine bir atıftır.(26)

Sözün özü, olumsuz çağrışımları olan Neptün tabirini kullanmak yerine, Türk mitolojisinde de yer alan olumlu bir tinsel karşılığı olan denizlerin hâkimi manasını ihtiva eden Talayhan(27) ifadesini kullanmayı ve yaygınlaştırmayı öneriyorum.

Plüton

Roma paganizminde yeraltı dünyasının hükümdarı olan sözde ilahtır. Yunan putperestliğinde Hades ile özdeştir. Aman bilmez, insafı olmayan, hiçbir yakarış, sunu yahut kurban kabul etmeyen, gaddar yönü ile kavramsallaşmıştır ve bu ifadenin bilinçsiz her kullanımında, zikreden kişi, bu olumsuz manalarla ilişkili ve onlara hissedar olur. Yahudi henoteizminde ise yine Hades lafzıyla kullanılmış olup, aynı zamanda şahsa dair bir anlamdan uzaklaştırılarak da Şeol lafzıyla Ölüler Diyarı anlamında kullanılmıştır.(28) Ayrıca Matta’da defalarca kullanılmış ve atıflarda bulunulmuş bir kavram, Hıristiyan politeizminde oldukça mühim bir yer iştigal etmektedir.(29)

Hades ve Kerberus – Girit Arkeoloji Müzesi

“Ama Yakup, ‘Oğlumu sizinle göndermeyeceğim. Çünkü kardeşi öldü, yalnız o kaldı. Yolda ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı Şeol’e götürürsünüz.’ dedi.”

Yaratılış 42:38

“Ölüler ülkesinin tanrısı Hades’in dünyada bir gücü yoktur, Çünkü doğruluk ölümsüzdür.”

Bilgelik 1:15

Hades’i, zatına atfedilen olumsuz manalardan berî kılıp, varlık zeminine inmeye gayret ettiğimizde, paganist mitolojileri oluşturan bütün kavramlarda gördüğümüz çarpıtmaların bir benzerine şahit oluyoruz. Referans noktamıza Kur-an’ı Kerim’i alıp onu üzerine iliştirilmiş iftira ve yalanlardan arındırdığımızda karşımızda Mâlik isminde bir melek ve/veya esmanın belirdiğini görüyoruz.(30)

“Ve ey Mâlik diye bağıracaklar, yalvar Rabbine de öldürsün bizi; Mâlik, şüphe yok ki siz diyecek, ebedî olarak azaptasınız.”

Zuhruf Suresi, 77

Mâlik sözcüğünün etimolojik derinliğine indiğimde, karşımda mülk lafzı ve m-l-k kök harfleri beliriyor. Bu kök diziliminin öz itibariyle İbranice olduğunu görüyorum.(31) Direkt bir çağrışım, bizi Molek lafzına intikal ettiriyor. Molek ise, yüce kitabın bahsettiği hakikatteki tevhîdi anlamdan uzaklaştırılıp, iftira ve mübalağalar ile anlamı kirletilip değiştirilen, Ammanlıların, Kenanilerin ve Fenikelilerin tapındıkları bir sözde ilâha dönüştürülüyor. Bahsi edilen kavimler ise Hinnom (Ge-hnnom) adı verilen bir vadide, bu sözde ilâh adına kurbanlar veriyorlardı. Sonradan cehennem lafzının kökünü oluşturarak burada demini bulan kelime, yeniden Adem Aleyhisselam’ın getirdiği tevhîd bilgisinin hakikatini temsil eder hâle gelecektir.(32) Bu metodoloji, sapkın zihniyetler ile anlamı yozluğa sürülmüş tüm mitolojik varlıklar adına yapılabilmekte, bu sayede zatlarının temsil ettiği hakikat bilgisi açığa çıkarılmaktadır.

Diğer tüm gezegenlerin aksine, muadil olarak hiçbir kelime üretilmemiş, bu doğrultuda tartışmada dahi bulunulmamıştır. Şahsi kanaatim, yüzeyinde gökdelen büyüklüğünde devasa bıçakları andıran buzul dikitleri bulunan bu gezegene, Buzbıçak ya da şairane bir söylenişe sahip olup buzluk, buzhane manalarına gelen Berfîdan demek yönünde olacaktır.

Plüton yüzeyindeki buzdan dikitler

Ceres

Gezegen, 1 Ocak 1801 tarihinde, İtalyan gökbilimci Giuseppe Piazzi tarafından bulunmuş ve bu cisme Sicilya’nın koruyucu tanrıçası olduğuna inanılan Ceres’in ismi verilmiştir.(33) Roma mitolojisinde anne sevgisinin ve büyüyen bitkilerin tanrıçası olduğu kabul edilir. Yunan mitolojisinde Demeter’e denktir.

Demeter yas içinde – Peter Paul Rubens, 1620 – 1628

Her ne kadar bahsini ettiğimiz diğer paganist isimlendirmeler kadar olumsuz bir manası haiz olmasa da, tahrifattan nasibini alarak anlam yıkımına uğramış Ceres ifadesini kullanmak yerine, seyyareye Osmanlıca’da gölgeli anlamını karşılayan Sâyedar lafzı ile müsemma kılmayı kendimce uygun gördüm.

Şimdi ana sadedimize ve meselemize geri dönüyorum. Kısa bir zaman evvel, günler, özel günler, icatlar, keşifler, araç ve gereçler, yazılımsal teknolojiler, markalar, televizyon programları ve dahası nice alanda, söylendiği ve işitildiği takdirde “zikir” hükmüne geçerek çağırıcı bir rol üstlenen birçok negatif sözcük bulunduğunu ve maalesef ki bu isimlerin sayısının hızlı bir ivmelenme ile günlük hayatımızdaki kullanım alanlarının ve sıklıklarının giderek arttığını fark ettim. Öyle ki ilk konu başlığımda hedef tahtama yerleştirdiğim gök ilminde dahi on binlerce negatif ifadelendirmenin bulunduğunu ve bu isimlerin ekseriyetinin ihtiva ettikleri anlam ve harekete geçirdikleri tesir yönüyle zihnimizin derinlerindeki olumsuz arketiplerle doğrudan ilişki içerisinde bulunduğunu gördüm. Bu kapsamda, genetik, epigenetik hafıza ve kültürel arka plan ile bilinçaltında meydana getirdikleri uyumsuz davranış ve çatışma güdülerini araştırıp bilince çıkararak manevi bir çözümleme sürecine girmeye niyet etmiş bulunuyorum. Ancak yalnızca birkaç gezegen ve temsili karşılıkları üzerine, özetin de özeti niteliğinde bir metin oluşturmak dahi onlarca saatimi aldı. Zor ama heyecanlı bir süreçti. Nihayetinde, bu metin ile temas edene ne denli bir farkındalık kazandırdım/kazandırabileceğim yahut nasıl bir çözümsellik önerdim/önerebileceğim bilemiyorum; bu kabiliyetim ve kabiliyetiniz ölçüsünde takdirinize kalıyor. Umarım ki yararlı olabilmişimdir. Bu bağlamdan çok uzağa taşmadan, kuvvetim ve ilmim nispetinde araştırmalarımı kuvvetlendirerek düzenli olarak paylaşımlarımı sürdürmeye çalışacağım. Yolumuz açık olsun; Allah bizi ihlaslı kullarından kılsın.

Selam ile.


Kaynakça

  1. https://www.etymonline.com/word/astrology
  2. https://www.etymonline.com/word/logos
  3. Measuring the stars
  4. https://www.etymonline.com/word/venus
  5. https://goddessinspired.wordpress.com/2012/05/13/the-original-venus-goddess-of-heaven-earth-and-the-underworld/
  6. https://gizliilimler.tr.gg/Aphrodite–k1-Ven.ue.s-k2-.htm
  7. https://johncarlosbaez.wordpress.com/2014/01/04/the-pentagram-of-venus/
  8. https://www.churchofsatan.com/history-sigil-of-baphomet
  9. Şamanizm: İnanç ve İbadetleri
  10. https://www.imdb.com/
  11. https://www.etymonline.com/word/Mercury#etymonline_v_14662
  12. http://romanpagan.blogspot.com/2013/01/the-nature-of-mercury.html
  13. https://tarihvearkeoloji.blogspot.com/2014/04/hermes-merkur.html
  14. Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011
  15. Homeros İlyada v. 893; Hesiod Theogony 921; Apollodorus. i. 3. 1
  16. https://tr.wikipedia.org/wiki/Ares
  17. Zeus hakkında 25 önemli bilgi
  18. https://www.theoi.com/Titan/TitanKronos.html
  19. https://www.history.com/topics/ancient-rome/saturnalia
  20. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/300600
  21. http://www.truthbeknown.com/dionysus.html
  22. https://www.simpletoremember.com/vitals/Christmas_TheRealStory.htm
  23. https://www.history.com/this-day-in-history/william-hershel-discovers-uranus
  24. http://www.hurriyet.com.tr/uranus-ve-dokuz-gezegenin-otesi-19421991
  25. http://www.antiktarih.com/2018/09/04/denizlerin-efendisi-poseidon/
  26. http://www.astronomidiyari.com/yazi/neptunun-truvalari/
  27. https://onturk.org/2011/03/08/oz-turkce-gezegen-adlari/
  28. Yahudilik ansiklopedisi Yusuf Besalel – 2001
  29. The International Standard Bible Encyclopedia
  30. https://www.islamawareness.net/Angels/murata.html
  31. https://www.answering-islam.org/Books/Jeffery/Vocabulary/part23.htm
  32. https://gizliilimler.tr.gg/Molek.htm
  33. Pannekoek, Anton (1989). A History of Astronomy. New York: Dover Publications. s. 352. ISBN 0-486-65994-1