Posts by Burak Candan

Türk, Kült ve Din

Araştırılacak ve yazılacak çok şey var. Epey aciz birinin tüm bunlara yetmesi mümkün değil elbette. Çoğu zaman amaç bir aktarım silsilesini başlatmaktır ki bu da işin özünün bir kısmını oluşturur. Türk, Kült ve Din yazıma da böyle başlamış olalım.

Sayın Aytunç Altındal “Üç İsa” Kitabında Hristiyanlığı din yerine kült olarak tanımlarken şu ayrıma gider; Altındal’a göre din olgusunda inanç metodu ve şeriat nettir. Eğer aynı inanç içinde kişiden kişiye değişiklikler meydana geliyorsa veya belirli durumlarda şeritta farklılaşma oluyorsa o inanç külttür. Bu açıdan bakıldığında İslamiyet öncesi Türk inanışlarının bir kısmı kült bir kısmı ise dindir diyebiliriz.

Bu konudaki yazılarımın temelini oluşturan kıymetli eser ise Sayın Abdülkadir İnan’ın “Tarihte ve Bugün Şamanizm – Materyaller ve Araştırmalar” kitabı olacak. Bendeki kitap 1986 Yılında basılmış olan 3.baskısı. Meraklılarına bu güzel eseri edinmelerini tavsiye ederim.

Yazı boyunca eğer bir cümle * işareti ile bitiyorsa bilin ki o cümledeki bilgi Sayın İnan’ın eserinden alınmıştır.

Konuya ilginç bir bilgi vererek başlayalım. Tarihte bize Hunlar genelde barbar olarak tanıtılır. Atilla’dan da batıl inanç sahibi olarak bahsedilir. Belki bu bilgiler doğrudur benim tarih bilgim yeterli değil bu konuda. Ancak şu bilgi Hunların sanıldığı kadar barbar olmadığını düşündürtebilir:

Hunlar bir işe teşebbüs edecekleri zaman yıldızların ve ayın durumlarına bakarlardı*

Buradan anlaşılıyor ki Hunlar en azından bir dönem bilimsel metodları etkili bir şekilde kullanmışlar.

Orta Asya Tarihinde Hun inançları şamanist yapısıyla bir döneme miras kalmış. Ancak bu yapı Göktürk zamanında değişiyor. Bu bilgiyi şöyle iki alıntıyla kuvvetlerdirelim:

VI – VIII. Yüzyıllarda büyük Göktürk imparatorluğunun başında bulunan Türk sülalesinin Gök-Tanrı hakkındaki inanç ve telakkileri epeyce gelişmiş ve olgunlaşmış olduğu bıraktıkları yazıtlardan anlaşılmaktadır*

Hakanları tahta çıkaran, Türklere zafer kazandıran, felaketlerden koruyan Türk tanrısı Gök-Tanrıdır. Türklerin büyük başarılarından bahsederken hakan ve beyler daima ‘tanrının inayeti ile demeyi ihmal etmemişler*

Ek olarak aşağıdaki bilgi de çok önemlidir:

X. Yüzyılın ilk çeyreğinde Oğuzları müşahede eden İbn Fadlan Oğuzların ‘bir tanrı’ dediklerini haber vermektedir. Onun anlattığına göre Oğuzlardan biri zorluk görür yahut hoşuna gitmeyen bir işle karşılaşırsa başını göğe kaldırarak ‘bir tanrı’ diyor ki bir, Allah demektir*

Bu zamanlar biraz karışıktır ve bilgi azdır. Geçişler çoktur. Ancak Göktürk zamanında Türklerin hak dinle karşılaştıkları ve bir dönem hak dinle müşerref oldukları kuvvetle muhtemeldir. Doğrusunu Allah bilir.

Yine bir dönem Türklerin belli başlı yıldızlara da taptıkları anlaşılıyor:

Yıldızlardan Zühre yıldızı takdis edilir. Abakanlı kamların ilahilerinden anlaşıldığına göre Solbon yıldızı tanrı sayılmaktadır*

Türkler, Kur’an’a, aşağıdaki ayetlere tabi olarak tekrar hak dinle müşerref olmuş ve özlerine dönmüşlerdir.

En’am Suresi:

74. İbrahim, babası Âzer’e demişti ki: “Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.”

75. Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

76. Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: “Rabb’im budur.” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem.” dedi.

77. Ay’ı doğarken gördü: “Rabb’im budur.” dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum.” dedi.

78. Güneş’i doğarken görünce: “Rabb’im budur, bu hepsinden büyük.” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”

79. “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim.”

Necm Suresi, 49. ayet: Doğrusu, ‘Şi’ra (yıldızı)nın’ Rabbi O’dur.

Çin sanayisinin kökeni

Bu yazımda Çin sanayisinin kökeni konusunda bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Yazının anlaşılır olması açısından ilk önce savunma sanayi ve teknoloji ilişkisine bakmak gerekiyor. Çünkü bu iki kavram arasında organik ilişki söz konusu.

Savunma sanayi ve teknoloji ilişkisi

İnternet dahil olmak üzere[1] günümüzdeki teknolojik gelişmelerin pek çoğunun kökeni savunma sanayi gelişmelerine dayanır. Çünkü insanlar arası mücadele, icat güdüsünden daha eskidir.

Gerçek şu ki o şeytanın, iman etmiş olanlar ve rablerine dayanıp güvenenler üzerinde bir hâkimiyeti olamaz.

Nahl Suresi, 99. Ayet[2]

İslam merkezli bakış açısına göre mücadele ve hakimiyet savaşı yönlendirilmiş insanlar arasında en eski kavram belki.

Savunma, muhafaza kökenli bir eylem. Konu muhafazaya gelmişken “Ayet-el Kürsi”[3] meselesine değinmek istiyorum.

 Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1-Allah ki kendinden başka ilah olmayandır. Diridir, koruyup gözeticidir.

2-Kendisine uyku ve uyuklama gelmez.

3-Göklerdeki ve yerdeki her şey onundur.

4-O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir?

5-Hiç bir şey ona gizli kalmaz.

6-Onun ilminden, dilediği kadarından başkasını kavrayamazlar.

7-Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.

8-O; yücedir, büyüktür.

Ayet-el Kürsi için Peygamberimiz şöyle buyurmuş[4]:

Bir mümin, bir iş için evden çıkarken Ayet-el Kürsi’yi okuyup çıkarsa, yahut uzak bir yere giderse, düşmandan veya hırsızdan korkarsa, Allah bin melek gönderir, her türlü bela ve afetlerden muhafaza eder. Kim ki namazın arkasından Ayet-el Kürsi’yi okursa, bütün musibetlerden emin olur.

Büyük Dua Kitabı

Peygamberimiz, bu ayetler için “muhafaza” kavramını vurgulamış. Peki Kürsü (Kürsi) ne demek?

Rağıp el-İsfahani’ye göre[5] bu kelime asıl itibariyle Kirsu sözcüğüne mensup olup, “iç içe geçme, bir araya toplanma” anlamına geliyor. Kirsu  aynı zamanda “bir şeyin temeli, aslı” manasındadır. Derli, toplu bulunan her şeye de “Kirsu” adı verilmiş.

“Onun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır…” Rivayet edildiğine göre, İbn Abbas buradaki “Kürsi” için ilim demiştir.

Bu noktada farklı bir okuma yapmak mümkün. Yani bir şeyin temeline, aslına inersek savunma yapmak o kadar kolaylaşır. Çin’in en baştan beri itici gücü, silahı “ticaret” denen olgudur. Çin, malı alındığı müddetçe durdurulması imkansızlaşacaktır. Aslında bunu görmek çok kolay. Trump’ın ilk hamlesi bile Çin mallarına sınırlama doğrultusunda oldu.

Ancak ne yazık ki Çin malı satın almamak şu an Türkiye için çok büyük bir ütopya. Ütopyadan çıkmasının yolu ise tüketim alışkanlıklarının kökten değişmesi.

Çin savunma sanatı

Çin savunma sanatı, Çin stratejisinin temelini oluşturur. Bu açıdan bakıldığında tarihi Türk-Çin ilişkileri örnek teşkil eder. Savunma biçimleri ise Kung Fu ile alakalıdır.

Çin menşeli savunma sanatlarının en meşhuru Kung Fu’dur[6]. Kung fu, temelde 5 hayvan kültüne dayanır: Ejderha, yılan, kaplan, leopar ve turna[7]. Kung fu sadece dövüşten ziyade bir yaşam felsefesidir[8]. Ancak temelinde hayvan figürleri (hayvan taklitleri) olduğu için “rakibe göre strateji” ve “alan parselleme” esastır diyebiliriz. Gerçekte bu 5 hayvandan sadece turna göçebedir. Kaplan, leopar ve yılan ise bölgelerine düşkün canlılardır. Ejderha ise muğlak bir figür olmakla birlikte en temel özelliği servet düşkünlüğüdür. Özetlemek gerekirse 3 hayvan alanına sadıkken biri göçebe biri servet düşkünü. Çin’in tüm motivasyonu bu 5 hayvana dayalıdır. Dolaylı olarak servet düşkünlüğü üretim çılgınlığını getirirken, göçebelik deniz aşırı yatırımlara sebep olur.

Ek olarak J.R.R Tolkien’in “Hurin’in Çocukları” adlı eserinde ejderha sözle büyüleyen olarak betimlenmiş. Bununla paralel, Aşağıdaki alıntı Orhun Yazıtları‘ndan[9]:

İpeklileri ihtiyaçtan fazlasıyla öylelikle verirler. Çin halkının sözleri tatlı, ipeklileri yumuşakmış. Tatlı sözle, yumuşak ipeklilerle kandırıp uzaktaki halkları bu şekilde kendilerine yaklaştırırlarmış.


Bilge Kağan Yazıtı, Kuzey Yüzü

Bu 5 hayvanın birleşimi ise taklidi getirir. Çin kültürünün takvimi ve felsefesi hayvan kültüne dayandığı için en temel motivasyon taklidi aşamaz. Bu yüzden Çin, özgün bir şey üretemezken üretilmişi daha iyi üretebilir. Bu taklidin doğasında vardır.

Çin’in uzun yıllardır “taklit” konusunda 1 numara olmasını toplum bilincinin tamamen taklit üzerine kurulmuş olmasına bağlayabiliriz. Sanayisi de aynı temellere dayanır.

Çin sanayisinin kökeni ve savunma sanayi

İkinci Dünya Savaşı sırasında Çin, Japon kuvvetleri karşısında hezimete uğramıştır[9]. Dengeler gereği ABD, Çin’e ciddi savunma yatırımlarında bulunmuş ve Çin’in Japonya’ya karşı üstünlük kurmasını sağlamıştır[10]. Günümüzdeki  Çin sanayisi tamamen ABD teknolojisine dayalıdır.

Bu durum çok acayip bir melezi meydana getirir. Zira ABD savunma sanayi de Nazi kökenlidir. Bu noktada çok tanrılı ittifak ortaya çıkıyor. Esasında iki devletin de sanayisini meydana getiren Nazi teknolojisi.

Bu melez sonucunda Çin savunma sanayi harcamaları 2017 yılında 150 milyar doları bulmuştur ki ABD’den sonra bu alanda 2. sırayı almıştır[12].

Tüm bu ordu gücüne rağmen Çin sıcak savaşı tercih etmiyor. Ana hedefi siber saldırı ve savunma[13].

Forbes verileri oldukça ilginç. Bu verilere göre 2014 yılında en fazla siber saldırı Çinli hackerlar tarafından şu ülkelere yapılmış:

  1. Güney Kore
  2. Avustralya
  3. Yeni Zelanda
  4. Japonya
  5. Singapur

Şimdi buraya kadar olan verileri bir toparlayalım. Çin sanayisinin kökeni ABD’ye dayanıyor. Bu sanayi taklide dayanarak büyüyor ve Çin savunma sanayini oluşturuyor. Tüm bu güce rağmen sıcak savaşı sevmeyen Çin, elektronik savaşa yönleniyor. Her ne hikmetse siber savaştaki en büyük hedeflerin başında Güney Kore. Güney Kore ise Çinlilerin, Türkler tarafından fiili olarak yenilgiye uğratıldıkları son cephe.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere inşallah…

Kaynakça:

[1] https://linuxagprogramlama.blogspot.com/2017/06/10-bsd-unix.html

[2] https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nahl-suresi/1999/98-100-ayet-tefsiri

[3] https://www.ayetel-kursi.com/

[4] Mecmuatu’l Ahzab, Büyük Dua Kitabı, Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi, Bahar Yayınları, S. 140

[5] Müfredat, Rağıp el-İsfahani, Çıra Yayınları, S. 838

[6] http://www.chinawhisper.com/top-10-chinese-kung-fu-styles/

[7] https://www.shaolin-wahnam-wien.at/kungfu-5-tiere-en.html

[8] http://www.pittsburghkungfu.com/kungfu.htm

[9] http://www.orhunyazitlari.com/bilge-kagan.html

[10] https://thediplomat.com/2015/08/when-the-us-and-china-were-allies/

[11] https://china.usembassy-china.org.cn/our-relationship/policy-history/io/shared-sacrifice-u-s-china-cooperation-world-war-ii/united-states-china-world-war-ii-operational-outline/

[12] https://www.iiss.org/blogs/military-balance/2018/08/china-global-defence-industry-league

[13] https://www.forbes.com/sites/peterpham/2017/12/28/is-this-chinas-secret-weapon/#25e3b4481332

Çin Komünist Devleti ve Afrika Stratejisi

“İşgalci Çin ve Çin Kültürü” yazımda konuyu oldukça geniş bir bakış açısıyla ele almıştım. Bundan sonraki birkaç yazımda çemberi biraz daha daraltacağım. “Çin Komünist Devleti ve Afrika Stratejisi” daraltma stratejisinin ilk taşı olacak. Haydi Bismillah.

FOCAC

Geçtiğimiz yıl eylül ayında FOCAC(Çin-Africa İşbirliği Forumu)’da Çin Başkanı Xi Jinping konuşma yaptı. Konuşmasında Jinping, Çin’in Afrika’ya çeşitli kalemler altında ekonomik olarak 60 milyar dolarlık destekte bulanacağını açıkladı. Bu destek kalemlerinden bazıları şöyle:

  • 20 milyar dolar kredi limiti
  • 15 milyar dolar yardımlar, faizsiz borçlar ve imtiyazlı krediler
  • 10 milyar dolar yatırım finansmanı

Sadece yukarıdaki rakamlara bakarak bile ciddi bir “tüketim ve borçlandırma” ekonomisi inşa edildiğini görebiliriz. Elbette bu yeni bir şey değil. Daha değişik rakamlara buradan geçiş yapabiliriz.

Nijerya

Nijerya, Çin’in en fazla yatırım yaptığı ülke durumunda. Nijerya’nın pastadan aldığı pay %17. Peki Nijerya’da ne var?

Nijerya’daki belli başlı yatırım alanları şöyle:

  • Hidrolik enerji
  • Petrol
  • Demir yolu (ulaşım)
  • Telekom
  • Değerli metaller

Bu yatırımları yapan firmalar:

  • CNOOC
  • China Great Wall
  • China Railway Construction
  • China Energy Investment Corporation

Sadece son 13 yılda Çin’in Nijerya yatırımı 50 milyar $. Afrika’daki en büyük yatırım alanları enerji, taşımacılık ve metal alanlarında. Buradaki ulaşım, taşımacılık ve demir yolu yatırımlarını iyi niyetli almayın. Yıllar önce Marx ve Engels’in bir makalesinde okumuştum (ne yazık ki makalenin adını hatırlamıyorum), makalede vahşi kapitalist ülkelerin ulaşım yatırımlarının tamamen “sömürü” amaçlı olduğu belirtiliyordu. Çin’in Afrika ulaşım yatırımlarının bu tespitle bire bir örtüştüğünü söyleyebilirim.

İçeriden bilgi

Çin’in Afrika yatırımları tamamen nizami hareketlere dayalı değil. Çinli firmalar girdikleri ülkelerde yasal ve yasa dışı her türlü aksiyomları göstermekte. Değerli metal alanları Çinli çeteler (Afrika’da Çinli işçi sayısı da artmakta) tarafından kontrol edilmekte. Konuyla ilgili meraklılar Afrika’daki Amerikalı altın madeni yatırımcılarının yaşadıklarını araştırabilir.

Olan ve Olabilecek

Çinli şirketler Afrika’nın tamamıyla iş ilişkisi kurmuş durumda. Bu kıtada devasa bir sömürü, tüketim ve borç sistemi kuruluyor. Ama kıtada ne olup bittiği hiç önemli değil. Örneğin Çin’in Yemen’deki yatırım rakamı 1.8 milyar $ civarında. Yemen’deki insani durum ise tabiri caizse hiç umurlarında değil.

Biz ülke olarak günde 5 milyon ekmek israf eden bir ülkeyiz. Sadece ekmek israfı ortadan kalkacak olsa her ay yaklaşık 150.000.000 TL’lik kar amacı gütmeyen insanı ve kültürel yatırım yapabiliriz. Bu rakamlar Afrika insanında çok şeyi değiştirebilir. Pek çok alan farklı bir şekilde parsellenebilir.

Kaynakça:

https://www.brookings.edu/blog/africa-in-focus/2018/09/06/figures-of-the-week-chinese-investment-in-africa/

http://www.aei.org/china-global-investment-tracker/

https://www.iha.com.tr/haber-turkiyede-ekmek-israfi-gunde-5-milyon-ekmek-cope-gidiyor-712918/

 

İşgalci Çin ve Çin Kültürü

Bu yazımda pek çok konuya değineceğim. Bana göre değindiğim konuların tamamı bağlantılı ancak tabi size göre bu durum böyle olmayabilir. Takdirinize kalmış. Çıkarımlarım somut parçalara bağlı olmakla birlikte bütüncül perspektifte meta fiziksel olarak birbirine bağladığım iddia edilebilir. Çok fazla lafı dolandırmadan konuya başlayayım.

İlk Parça: Çin Dili

Dil ile kültürün ve toplum davranışlarının arasındaki kuvvetli bağ ile alakalı olarak tonlarca makale var. Bu konuya şimdilik detaylı girmek istemiyorum. Ancak ufak bir dipnot düşüp bunu cebimize koyacağız. Çince’de karakterler ses vurgulamak için kullanılmıyor. Bu dilin yazınsal kısmı bir tür resim yazısından türemiş durumda [1]. Bu durum Çin karakterlerini klasik alfabe anlayışından oldukça farklılaştırıyor. Konuşma dili olarak kendi içinde oldukça farklılaşsa da alfabe tüm Çin lehçeleri için ortak. Yani şöyle düşünün oldukça farklı lehçelerde konuşan iki Çinli, konuşarak anlaşamasa bile yazışarak anlaşabiliyor. Tıpkı trafik işaretleri gibi. Biz “taşıt giremez” diyoruz, İngiliz “stop” diyor ama anlaşılacak şey ortak. Çince işte böyle bir yapıya sahip. Karşımızda alfabe mantığının kalıplarından tamamen sıyrılmış bir dil yapısına sahip insanlar var. Şimdilik bu bilgiler kenarda dursun.

İkinci Parça: Homo Erectus

Bu parça temel yapı taşlarından biri. İslam medeniyeti için bir anlam taşımayabilir. Ancak Çin medeniyetinin öz motivasyonu açısından önemli bir parametre. Genel kanı, homo sapiensin Afrika’dan çıkış yaptığı ve Dünya genelinde bugünkü modern insanların atasını oluşturduğu yönünde. Ancak Çin’in hakim görüşüne göre Çinlilerin atalarını homo erectus oluşturuyor[2]. Dilden sonra evrimsel köken konusunda da ciddi bir farklılık, farklı bir anlayış görüyoruz.

Birinci ve ikinci parça sonucu: Sosyal Medya

Çinlilerin google, facebook, twitter gibi siteleri kullanmadığını ufak bir araştırma ile bulabilirsiniz. Bu duruş elbette Komünist Parti’nin etkisi diyebiliriz ancak partinin bu kadar ciddi bir duruş sergileyebilmesinin arkasında toplumun kendisini şuur altında batından farklı görmesi yatar.  (Ruslar için de benzer durumlar geçerlidir. Slav, kiril alfabesi vs)

Üçüncü Parça: GO

Go, beyaz ve siyah taşlarla oynanan kadim bir Çin oyunudur[3]. Bu oyunda amaç olabildiğince alan parsellemektir. Buna dikkat edin. En çok alanı parselleyen oyunu kazanır. İnternetten birkaç tane go oyunu seyrederseniz eğer oyunun genel mantığını ve ne anlatmaya çalıştığımı çok rahat anlarsınız. Go’da eğer bir alanı taşlarınızla büyük ölçüde çevirebilirseniz rakibin o alana girmesi oldukça güç olacaktır. Bu açıdan go ile Çin Seddi aynı mantalitenin ürünüdür. Eğer go’da taşınız dört taraftan rakip taşla çevrilirse taşınız nefessiz kalır ve rakibiniz esir eder. Esir edilen taşlar oyun sonu oyuncuların hanelerine puan alarak yazılır. Go, temel olarak ying-yang kültüne göre dizayn edilmiştir. Bunu neden anlatıyorum çünkü temel strateji hiç değişmiyor. Go, Çin Seddi ve Doğu Türkistan işgal stratejisi temelde aynı felsefeye ve aynı eylem stiline dayanıyor. Doğu Türkistan’da çocuklar ailelerinden koparılırken, ailelere Çinli erkekler gönderiliyor ve aileler bu erkekleri ağırlamak zorunda[4]. Yani rakibin taşını kendi bölgesine alırken, yine rakibin bölgesinde taşlarını çoğaltarak alan parselliyor. Sonuçta ne kadar taş esir edebileceğinin peşinde.

Dördüncü Parça: Ay

Yakın zaman içerisinde Çinliler ve ay seyahati hakkında yazıları okumuşsunuzdur[5]. Tahminime göre Çinliler yıllar önce de bu operasyonu yapabilirdi. Fakat şu an yapmaları kritik durumların yaşandığı siyasi ortamda bir mesaj niteliğinde bana kalırsa. Çin mitolojisinde Ay tanrıçası “ölümsüzlük” kavramını simgeliyor[6]. Özetle bir anlamda artık yenilmez olduklarını iddia ediyorlar.

Dört parça ve sonuç

Bu noktada yapılacak şeyler anlatması kolay uygulaması zor şeyler. Öncelikle Orhun Kitabeleri’nde de yer alan Çin ile alışveriş konusuna dikkat etmek lazım. Bugün öyle bir yapı kurulmuş durumdaki Çin’den bir şey almamak neredeyse mümkün değil. Hakim zihniyet açısından söylüyorum. Ama eğer tüketim alışkanlıklarımızı toplum olarak değiştirirsek alışverişi kesmenin çok da zor olmadığı görülecektir. Diğer bir mesele olarak Çin’İn alan parsellemesine izin vermemek gerekiyor. Şu anda Afrika’da ve İran’da çok fazla yatırımları var. Afrika’da ciddi manada maden, arazi vs. Çinli şirketler tarafından satın alınmış durumda. Çin’in uluslararası arenada yatırım yaptığı her yere gitmek ve orada alanı komple ele geçirmesine izin vermemek icap ediyor. Gerisi Allah’a kalmış. Ben naçizane görebildiklerimi yazdım. Sağlıcakla kalın.

Kaynakça:

[1] http://www.cinkultur.com/CIN_HAKKINDA/Cin_Dili_cince/

[2] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44806930

[3] https://www.gookulu.com/tarihce-i-go-1-ortaya-cikisi/

[4] https://www.yenisafak.com/yazarlar/mehmetseker/her-eve-bir-cinli-erkek-2044360

[5] http://www.hurriyet.com.tr/galeri-cinliler-ayin-karanlik-yuzune-indi-dunyanin-gozu-orada-41071308

[6] http://www.mythwoman.com/chinese-moon-sun-goddesses/